Boş arama ile 470 sonuç bulundu
- Aromalı Sirke
Dün bir danışanımla konuşurken “Hep sen mi tarif vereceksin, bak ben de sana bir tarif vereyim, kendim keşfettim” dedi. Anlattığında ağzım sulandı. Ben bunu yaparım da paylaşırım da dedim. “Sema bunu Instagrama koy, Derya’nın tarifi diye de yaz” dedi. Denedim ve muuhteeşemm oldu. Efendim, buyrunuz Derya’nın sirke iksiri. Bundan sonra salatalar, buharlanmis sebzeler bununla şenlenir. Zeytinyağını aromalandırırız genelde, bu da sirkeyi aromalandırmak. Inanilmaz lezzetli ve tam bir şifa deposu.. Ana malzememiz sirke. Doğal fermantasyon, gerçek sirke olunca en güzeli. Market sirkeleri bu harika probiyotikleri barındırmıyor. Hatta bolca kimyasal barındırıyor. Benimki elma sirkesi, annem yaptı. 350 ml kavanoza koydum. Içine 2 diş sarımsak, 1 başparmak kadar taze, ince kesilmiş zencefil, 3 tane arnavut biberi (benim gibi acı severler için) 1 çay kaşığı tane kişniş, 1 çk tane kimyon ve 1 çk tane karabiber attım. Kişniş ve kimyon evde vardı, aklıma geldi. Dilediğiniz her türlü tane baharat ve lezzet verici eklenebilir. Maydanoz olur, dereotu olur. Ne seviyorsanız. Kapağını kapatıp oda sıcaklığında saklıyoruz. 2 gün içinde tüm lezzetine kavuşmuş oluyor. Böyle günlerce durabilir. Ben artık buzdolabında saklayacağım. Bundan sonra bu iksir benim mutfağımın vazgeçilmezi olacak. Her yediğimde, her kullandığımda keşke herkes yapsa diyorum. O kadar lezzetli ki..Yeşil salatalar anlam kazandı :) #sirke #sos #aromalısirke
- Ne yiyeceğimi bilmiyorum!
Hem sizlerden hem kendi danışanlarımdan bu ara bana üst üste hep aynı tarz soru geliyor. Bu soru benim yazımın konusunu oluşturdu. Sosyal medyada bazı hesaplar var. Kendilerince belirledikleri bir beslenme sistemleri var ve bunun dışında kalan herşeyin devamlı zararlarından bahsediyorlar. Bunları okumak da herkesin kafasını karıştıyor. Kimisi kurubaklagil zararlı diyor, kimisi domates, kimisi pirinç, yok gluten yok şeker derken, herkesin kafası allah bullak oluyor. Bana en çok sorulan soru şekli bu. ‘’Ne yiyeceğimi bulamıyorum, herşeye zararlı deniyor’’ Beslenme çok kişisel bir konudur. Nasıl hepimizin parmak izi farklı ise beslenmelerimiz de farklıdır. Bana iyi gelen birşey sizin için zehir, size iyi gelen birşey benim için zehir olabilir. Beslenme devamlı bir kalıba sokulmamalıdır. Bu bilgi kirliliği içinde sağlıklı beslenmeye nereden başlayacağını bilmeyen biri ipleri toptan salabiliyor. ‘’Zaten herşey zararlı’’ deyip damağa hitap eden ama gerçekten zararlı olan herşeyi yemeye devam ediyor çünkü bilgi içinde boğuluyoruz. Şayet biz devamlı herşeyin zarar yanını ararsak, yeryüzündeki her besin için zararlı bir yön bulabiliriz. Önemli olan denge ve çeşitliliktir. Dünyanın en faydalı besini bile devamlı ve her gün yenirse vücut tepki verir. Sağlıklı beslemenin en önemli yolu çeşitlilikten geçer. Ben sosyal medyadaki şu havadan hiç hazzetmiyorum. Neredeyse ‘’Bunları yemeyin, ölürsünüz’’e getirenler var. Hayat maalesef böyle değil. Bu verilen ideallerin gerçekleşmesi için sanıyorum bir dağda yaşamamız lazım, ki onda bile mümkün olmaz. O yüzden elimizdeki imkanlarla, sağlayabileceğimiz en iyi beslenmeyi uygulamaya çalışmamız lazım. Bu da genel anlamda şudur. Bulabildiğiniz en iyi tarımla üretilmiş taze mevsim sebze ve meyvelerini tüketin. Günlük rutininizde bol bol sebze bulunsun. Şayet bir doktor onayı ile tespit edilmiş laktoz alerjiniz yoksa günde bir bardak ev yapımı kefirinizi, yoğurdunuzu, bir parça iyi bir peynirinizi ihmal etmeyiniz. İyi yağlar,porsiyon kontrolü ile mutlaka hayatınızda olsun. Badem, ceviz, fındık, avokado gibi. Kuruyemişleri bir gece suda bekleterek fitik asitini azaltabilirseniz ne ala ama azaltamazsanız günde bir kilo badem yemediğimiz sürece bundan bize birşey olmaz. Sokakta koştururken çok acıktınız ve acil birşeyler yemeniz gerekti diyelim. Marketteki içinde ne olduğunu bilmediğimiz unlar, yağlar, koruyucu maddeler olan ‘’diyet’’ bisküvi yiyeceğinize, varsın fitik asiti çıkmamış olsun, bir avuç badem yemeniz binlerce kat daha faydalıdır. Bazen bu okuduklarımız bizi öyle bir etkiliyor ki ’’eyvah dışardan aldığım bademi yiyemem, onu suda bekletmedim ve fitik asiti bağırsaklarımı mahvedecek’’ diyeni duydum ben. Yapmayın, etmeyin demek istiyorum sadece... Etlerinizin mutlaka organik ve iyi hayvancılık ilkeleri ile yetiştiğinden emin olun. Bu nokta yüksek sesle pek paylaşılmıyor ama asıl tehlike, konvensiyonel hayvancılıkla üretilen hayvanların etinde. Burası biraz etik konular içerdiği için detayına pek girmeyeceğim ama kafeslerde, insan yapımı mamalar ile ve o stresle yetişen hayvanların etinin bize ne kadar zarar verdiğini anlatmaya kelimeler yetmez. Işınlanmamış, doğal baharatlar tüketin Organik, ilaçsız kurubaklagil ve tam tahıl tüketmemiz bizler için çok faydalıdır. Bir gece suda bekletmek yine fitik asitinin atılmasına yardımcı olur. O suya bir kaşık yoğurt veya kefir eklerseniz de daha fazla fitik asiti atmış olursunuz. Yok ekleyemediyseniz dünyanın sonu değil. Doğa Ana’nın bu harika besinlerinden mahrum kalmanız için bir sebep değil. Glutenden ve şekerden mümkün olduğunca uzak durmamız hepimizin faydasına olacaktır. Böyle bir beslenmede börekleri, çörekleri, poğaçaları, kurabiyeleri vs hayatımızdan çıkartmış oluyoruz ama alışkanlıklarımız ve sosyal hayatlarımız var. Canımızın istemesini elimizdeki en sağlıklı seçenekler ile gideremezsek, çok kısa bir zamanda içinde kendimizi 2 porsiyon su böreği yerken bulabiliriz. Durum buraya varmadan, sizin nohut unu ile yaptığınız bir poğaça ile pastane poğaçasını aşermeniz geçiyorsa ne kadar güzel. Nohuttaki lektin sizi hastanelik yapmayacaktır. Hatta da muhtemelen günde 1 kilo yemezseniz yapmaz. Devamlı kendinizi bu fazladan bilgiler ile vicdan azabından mahvetmeden ana noktaya odaklanmak en güzeli olur diyorum. Ana nokta da şekersiz, paket gıdasız, koruyucu maddesiz besinlerle yani doğanın bize verdikleri ile beslenmek. Yeri gelmişken de buraya bir mayasız ekmek tarifi kondurmak istedim. Bu ekmek glutenlidir. Tam tahıl unla yapılıyor ama mayasız. Evet ekmek de keşke hiç tüketmesek ama tüketeceksek de bari atalık buğdaylar olan siyezle, karakılçıkla, kavılca ile yapılmış, evde kendi yaptıklarımızı kullanalım. Ben bir ekmek yapıyorum ve sanıyorum bir ay gidiyor. Insanın bazen canı üstüne birşey sürmek istiyor, bazen birşeye bandırmak istiyor. O zaman işte kendi yaptıklarıma sığınıyorum..Umarım sizin de hoşunuza gider. En azından mayanın şişkinliği yok... Malzemeler : 750 gr tam tahıl un (ben siyez, karakılçık veya kavılca kullanıyorum) 450 gr su ½ su bardağı yoğurt ½ su bardağı zeytinyağı 1 tatlı kaşığı tuz 1 tatlı kaşığı karbonat veya kabartma tozu Hepsini karıştırıyoruz. Bir fırın kabına aktarıyoruz. 180 derece turbo fırında 30 dakika üstü açık 30 dakika üstü kapalı pişiriyoruz. Burası püf noktası sanırım. Ekmek pufidik pufidik oluyor. NOT : Tarifin orjinali Taha Dinç’e aittir. Ben seneler önce kendisinden almıştım, dönem dönem hala yapıyorum. Görsel temsilidir. Ilk yaptığımda güzel fotoğraflayıp buraya kendi fotoğrafını koyacağım. Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler dilerim. www.semasumeli.com #soruişareti #hthayatyazılarım #yazılarım
- O kilolar gidecekti ve gitti.. mutlu son!
Uzun zamandır, bireysel çalıştığım danışanlarımdan mutlu son hikayesi girmemiştim. Yine ülkeler arası çalıştığımız, müthiş disiplinli bir beyefendinin, 10 kilo verilmiş, sağlıklı beslenme hayatına adapte edilmiş, sürdürülebilir beslenme şekli bulunmuş mutlu son hikayesidir. Paylaşmaktan gurur duyarım çünkü ben bu danışanım ile gurur duyuyorum. 3 ayda harika bir değişim yaşadık. Programa başlamadan önceki 3 önemli hedefim: Kilo vermek, sağlıklı beslenme refleksi geliştirmek ve sağlıklı olmak Koçum bana hedeflerime ulaşmam için şu şekilde yardım etti: Kendimi, vücudumun nasıl çalıştığını ve sindirim sistemimi daha iyi anlamamı sağladı. Açlık hissi sonucunda veya yiyip, yemediklerim neticesinde vücudumun ve bünyemin farklı durumlara nasıl cevap verdiğini birlikte tespit ettik. Bu bilincin kazanılması neticesinde bünyemle uyumlu doğal beslenme çözümlerinin nasıl geliştirilebileceğini öğrendim. Teorik kısmın yanında gündelik pratik beslenme reçeteleri konusunda da koçumdan çok faydalı tavsiyeler aldım. Programa başladığımdan beri fark ettiğim en büyük değişim: Beslenme bilinci kazandım. Konu sadece kalori ve porsiyon hesabı ya da dikte edilen diyet programını uygulamadan ibaret değil. Önemli olan kişinin kendi vücudunu ve bünyesini tanıması, sonrasında besinlerin özelliklerini bilmesi ve günün farklı zamanlarında kendi bünyesine en uygun beslenme alışkanlıklarını kazanabilmesi. Diyetler geçici bir süre için uygulanabilir, ama çoğumuz biliyoruz ki diyetle verilen kilolar sonrasında kolaylıkla tekrar alınabilmekte. Zira sağlıklı beslenme hayat boyu sürdürülmesi gereken bir alışkanlık. Bunun da yolu bilinç kazanmak, öğrenmek ve alışkanlık haline getirmekten geçiyor. Koçumu şöyle tanımlayabilirim: Sema Hanım sempatik, pozitif enerji dolu ve çok iyi motive edebiliyor. Kendinizi güvenle teslim edebilirsiniz. Bununla birlikte beslenme ve insan vücudu konusunda tecrübeli ve yüksek bilgi sahibi olduğunu hissediyorsunuz. Bu programı şöyle problemler yaşayanlara öneririm: Kilo vermek isteyip de nerden başlayacağını bilemeyenler ve geçici süre diyet yapmak ile geçici çözümler yerine, hayat boyu kalıcı bir beslenme alışkanlığı edinmek isteyenlere içtenlikle öneririm. Eklemek istediklerim: Kilo vermek ve sağlıklı beslenme alışkanlığı elde etmek elbette bir öz disiplin ve efor gerektiriyor, hiçbir şey zahmetsizce ve efor sarf etmeden olmaz tabi ki. Ancak iyi bir koçun takibi, yönlendirmesi ve motivasyonu altında olmak pek çok şeyi kolaylaştırabiliyor. Sema Hanım bu açıdan çok başarılı. Program süresince her an kendisi ile iletişiminiz devam ediyor ve sorularınıza, tereddütlerinize hızlıca ve tatmin edici cevaplar alabiliyorsunuz ki bu çok önemli. #mutuson
- Mor lahana sotesi
Geçen sene Budapeşte’de yiyip, bayılıpp, sonra gelip evde yaptığım mor lahanayı size anlatmak istedim. Öyle güzel bir garnitür oluyor ki. Tam tarifi böyle mi bilemiyorum ama ben deneme yanılma ile tat olarak orada yediğime ulastım. Mor lahana her zaman salata olarak yenecek diye bir şey yok, değil mi? Dünyanin en güzel sebzelerinden biri bence 💜 * 1 orta mor lahanayı incecik kıydım. * Bir yayvan tencerede zeytinyağında, 1 kırmızı soğanı soteledim. Sonra içine kıyılmış mor lahanaları attım ve biraz daha soteledim. * 2 elma rendeledim ve onu da ekledim. * 1 bardak su koydum, altı kısık olarak pişirdim. * En son 2 yk sirke koydum, 1/2 limon sıktım, tuz attım ve olduuuu. Üstüne de ceviz koydum ve gerçekten çok çok güzel bir lezzete ulaştım. Ben o kadar çok seviyorum ki yemek gibi kaşık kaşık yiyorum. #morlahana #sıcaksalata
- Haydi Gel İçelim Aralık atölyeleri
Haydi Gel İçelim Atölyeleri pek keyifli devam ediyor. Aralık ayında da yine Hurom Türkiye ev sahipliğinde iki etkinlik yapacağız. İlk defa haftaiçine etkinlik planladım. Biri haftaiçi biri haftasonu olmak üzere 2 atölyem olacak. Sağlıklı Beslenmeye başlamak ve şehir hayatının yarattığı toksinlerden arınmak istiyorsunuz ama nereden başlayacağınıza emin mi değilsiniz? Gelin beraber başlayalım. İzlenecek yolları, vücudu temizlemek için yapılabilecekleri konuşalım. Sebze sularımızı, smoothielerimizi hazırlayalım, krakerlerimizi yapalım ve bol sohbetli, anlatmalı, konuşmalı bir 3 saat geçirelim.. Ayrıca, tüm katılımcılara hazırlamış olduğum Sağlıklı Beslenmeye Başlangıç ve Toksinlerden Arınma, tarifler kitapcığını da hediye edeceğim. Haydi Gel İçelim :) Ne mi içelim, sebze suyu tabii ki :) Aralık ayı atölyelerimiz Hurom Türkiye ev sahipliği ile gerçekleşecektir. Semt Kadıköy, yer Istanbul 216 Sitesi'ndedir. Tarih : 05.Aralık.2018 Çarşamba saat 11:00-14:00 arası Tarih : 22.Aralık.2018 Cumartesi saat 13:00-16:00 arası Harika bir gün geçirmek için bekliyorum. Katılım ücreti : 200 TL'dir. Aşağıdaki linklerden kaydınızı yaptırabilir veya bana sema@semasumeli.com email adresimden ulaşabilirsiniz. www.semasumeli.com/danismanlik #haydigeliçelim #Huromatölye #sebzesuyu
- Şekeri Bırakıyorum 4 Mutlu Sonları
Yine yine yine yeniden muhteşem bir grup çalışması son buldu. Şekeri bırakan, temiz beslenmeye başlayan ve sporu hayatına ekleyen bir sürü kişi olduk. Şu hayatta benim için en büyük mutluluk bu. Size burada 4. grup katılımcılarının çalışmamız hakkındaki geri bildirimlerini anlatmak isterim. Yaşasın değişen hayatlar, yeşeren umutlar.. Ingiltere'den C.A. 1) Bu program hedeflerime ulaşmama şu şekilde yardımcı oldu : Bu programla birlikte 5 hafta boyunca vücudumu rafine şekerin etkilerinden temizledim. Öğünlerimi planlayarak beslenme düzenimi oluşturdum. Beslenme düzeninin yanında sporu da hayatımın merkezine kattım. 2) Program başladığımdan beri farkettiğim en büyük değişim : Programın başında rafine şekeri bırakmak zor olsa da sonlarına doğru artık daha rahat doyduğumu, daha iyi hissettiğimi ve daha rahat uyuduğumu farkettim. Tatlı krizlerim azaldı. Hatta daha az meyve daha fazla sebze hayatıma girdi. Rafine şeker sonrası vücudumda oluşan yorgunluk ve halsizlik azaldı. Kendimi daha enerjik hisseder oldum. Program gerçekten hedeflerin üstünde. Grup çalışması olması motivasyon açısından çok iyiydi. Gruptaki diğer arkadaşlar ile ortak problemleri görmek, birlikte sorunların üstünden gelmek bu süreçte çok faydalı oldu. Programın tek küçücük eksiği süresinin az olması. Tam alıştık derken bitiyor. Istanbul'dan D.E 1) Programa başlamadan önceki 3 önemli hedefim: Şekere ciddi anlamda bağımlılığım vardı. Sanki çikolata yemesem ya da o tatlıları vs yemesem çok şey gidecekti. Aslında sanırım beyin olarak bağımlıydım vücuttan ziyade. Önleyemiyordum bir şekilde de. Tek hedefim vardı o yüzden. O da bu bağımlılığımdan kurtulmaktı. 3 ay önce 16 yıldır içtiğim sigarayı bırakmıştım üzerine şeker bağımlılığım daha da yükselmişti. O yüzden bu benim için elzemdi. 2) Bu program bana hedeflerime ulaşmam için şu şekilde yardım etti: Şeker ihtiyacımı ne ile dengeleyeceğimi bilmiyordum. Sağlıklı yağlar hakkında bilgi sahibi değildim. Bir noktada motivasyonum azalmışken ilginiz beni rahatlattı, yeniden motivasyon sağladı. Aslında bu konuda uzman birisinin yol göstermesine ihtiyacım vardı. Çünkü şekeri bırakmak istiyor ama hem cesaret edemiyor hem de beceremiyordum. Tam anlamıyla yol gösterme açısından bana süper geldi. 3) Programa başladığımdan beri fark ettiğim en büyük değişim: Enerjim yükseldi. Kendimi zaten motive tutuyorum hayata karşı, erken uyanıp kendime vakit ayırmak istiyordum ancak son zamanlardaki o şeker ve karbonhidrat tüketimlerim benim elimi kolumu bağlıyordu. Uyku halinden hiç çıkamıyordum. Fakat son bir aydır her sabah gönül rahatlığıyla, kimi zaman alarm çalmadan uyanıyorum, enerjim yüksek, keyfim yerinde, ruhsal dalgalanmalar daha düşük, cildim daha güzel, vücudum daha sıkı, kilo kaybediyorum ki ciddi manada hiç açlık yaşamayıp gayet güzel besleniyorum. Kısacası daha mutlu, daha enerjik, daha zinde ve keyifli hissediyorum kendimi. Bir de en güzel yanı şu ki, benim ana öğünüm 2 büyük boy cips, 1 litre kola, 3-4 adet çikolata idi =) Bu arada o çikolatalar evde durduğunda dayanamayıp tüketiyordum. Ama son 1 haftadır evde sürüsüyle abur cubur mevcut ancak aklıma gelmiyor! Daha güzel bir şey olamaz benim açımdan =) Istanbul'dan T.B. 1) Bu program bana hedeflerime ulaşmam için şu şekilde yardım etti: Bilgi, motivasyon, plan yapma kabiliyeti kazandırarak yardım etti. 2) Programa başladığımdan beri fark ettiğim en büyük değişim: Her türlü hamur işine dayanamazken, en sevdiğim kurabiye, börek canım istememesi, mutfakta duran çiğ ıspanağı ise deli gibi istemesi 😊 Elime konan paketli çikolatayı o anda kendimi tutsam bile gece çalışırken muhakkak yerdim. Birisine vermenin bile onu zehirlemek olduğunu düşünmeye başladım. 3 kilo verdim. Italya'dan I.M 1) Programa başlamadan önceki 3 önemli hedefim: Bugüne kadar hep dengeli beslenmeye baslayip, nasil devam ettirecegimi bilmedigimden bir yerden sonra ipin ucunu kaciriyordum ve mutsuz oluyordum. Bu programda sekeri birakmanin yani sira bugüne kadar ki denemelerimde neleri yanlis yaptigimi ögrenmek istedim. Kisacasi hedeflerim sürdürülebilir dengeli beslenme, kilo verme ve sekeri birakmakti. 2) Bu program bana hedeflerime ulaşmam için şu şekilde yardım etti: Gruba ve Sema Hanima karsi kendimi sorumlu hissettigim icin, sekerden uzak durmak bana daha kolay geldi. Sema Hanimin tarifleri ve sorularimizi cevapsiz birakmamasi bocalama anlarinda bana büyük destek oldu. Sekersiz yasamanin düsündügüm kadar zor olmadigini anladim ve vücudumun aslinda sekere düsündügüm kadar ihtiyaci olmadiginin farkina vardim. 3) Programa başladığımdan beri fark ettiğim en büyük değişim: Sabahlari uyanmak daha kolay. Kesinlikle sindirimim de harika bir düzene girdi. Sekerden kopmamak icin attigim taklalar bosunaymis. Beni cikolatadan daha fazla mutlu edecek az sey vardir saniyordum, yanilmisim. Kendini sis ve yorgun hissetmemek cok daha güzel bir hismis :-) Istanbul'dan M.E 1) Programa başlamadan önceki 3 önemli hedefim: 1.hedefim: Tip 1 diyabet hastası olduğum için şekeri ve glutenli ürünleri tüketmeyi bırakmak. 2.hedefim: Yemeği çok sevdiğim, yemekten kendimi durduramadığım ve şekerimi yükselten, çabuk acıkmama neden olan yiyeceklerle arama mesafe koymak 3. hedefim: Kilo vermek 4. hedefim: Daha hareketli, aktif olmak… 2) Bu program bana hedeflerime ulaşmam için şu şekilde yardım etti: 1.hedefime ulaştım: Şekerli ve glutenli ürünlere hayır demek daha kolay. Tükettiğim ve tüketmediğim zamanki vücudumda hissettiğim farklar beni şekersiz beslenmeye daha çabuk adapte etti. 2. hedefime kısmen ulaştım: Sadece kuruyemişlere zaafımı çok zor yeneceğim gibi… 3.hedefime henüz ulaşamadım. Kilom çok ve biraz direnç gösteriyor. Zamanla o da hallolacak. 4.hedefime ulaştım: Kiloma göre daha enerjik ve hareketliyim. Haftanın 3 günü yürüyorum. Gün içinde hareketim çok fazla. 3) Programa başladığımdan beri fark ettiğim en büyük değişim: Şu anda glutenli ve ilave rafine şekerli hiçbir şey yemiyorum. İkramları ağzıma sokmuyorum. Glutensiz ürünlerle ve meyve ile sizin ve benzer tarifler uyguluyorum. Elma ve limon gibi tadı ekşi meyveleri yemeyi tercih ediyorum. Oldukça azalttım. Zaten sebze ve yeşillikleri severim. Daha çok tüketmeye başladım. Rafine şekersiz ve glutensiz beslenmede en büyük değişimim; sanki iç organlarım, damarlarım, her hücrem yıkanmış, tertemiz olmuş gibi hissetmem. Sabahları daha zinde kalkmam. Daha enerjik olmam. Program gerçekten çok faydalı, bitince boşlukta gibi hissettim. Keşke daha fazla olabilseydi. Her zaman yanımda olmanızı hissetmek ve sizi daima takip etmek çok güzel. Tüm dosyaların renkli çıktısını alıp başucumdan ayırmayacağım. Tam gönlüme göre bir danışmanlık aldım sizden. Istanbul'dan S.O Sema Hanım, her şey için çok teşekkür ederim🙏 Başlamadan önce tereddütlerim vardı, nasılsa ben bir ara kaçamak yaparım diye ama sizin ve grubun sayesinde bu programı hiç kaçamaksız tamamladım☺️ İçimde gerçekten tatlı arzusu hissetmiyorum, canım çekmiyor Her şey için tekrardan teşekkürler🌸❤️🙏🙏 Kanada'dan R.C Verdiğiniz tüm bilgiler için çok teşekkürler, tek başıma deneyip hep yarı yolda başa döndüğüm şekeri bırakma hedefimi bu sefer tamamlayabildim. Kendimi daha sabırlı ve anlayışlı hissediyorum. Şekeri brakmak fiziksel ve psikolojik olarak kendimi cok daha iyi hissettirdi.. Roma'dan A.G. Ben bu çalışma grubunda : Metabolizmayı nasıl rahat bırakmam gerektiğini Aslinda tatlıya saldırmamak için yapmam gerekenlerleri öğrendim. Geceleri uykularımı kaçıran tatlı ataklarımı, tatlı düşlerimi ve yiyememe paniklerimi sağlıklı alternatifleri planlamakla dengeledim. Bu vesile ile hersey icin çok tesekkur ediyorum. 5. grubumuz 26.Kasım.2018'de başlıyor. Siz de şekeri bırakmak, daha canlı ve enerjik olmak, sağlıklı beslenmek istiyorsanız bu linkten detayları okuyup, bu linkten de kaydınızı yaptırabilirsiniz. Dört gözle beslenmesi ve yaşamı değişecek yeni kişilerle, sizlerle tanışmayı bekliyorum :) #mutlusonlar #şekeribırakıyorum
- Son 20 yılın belası, tiroid ve hormonal hastalıkları!
26 Temmuz tarihli HTHayat yazımda tiroid konusuna ufaktan bir giriş yapmıştım. Bu yazımda konuyu biraz daha açmak istedim. Her gün bir çok kişiyle yazışıyorum, konuşuyorum ve tiroid hastalıklarının nasıl bir hızla arttığını, ne kadar çok kişide olduğunu üzüntü ile seyrediyorum. Daha önceden toplumdaki en yaygın kronik hastalığın şekerle ilgili olanlar olduğunu görüyordum ama bu şimdi gözle görülür biçimde tiroide döndü. Burada istatiksel verilerden değil de, toplum içinde yaşadıklarımdan, gördüklerimden böyle bir sonuca varıyorum. Bu artışın nedenlerini de en çok stresi kontrol edememize bağlıyorum. Sistemin nasıl çalıştığını ve stres konrolü için yapabileceklerimizi yukarıda bahsettiğim yazımda anlatmıştım. Gözünüzde canlandırabilmeniz için, aşağıya da bir görselini ekliyorum. Tiroid için beslenme nasıl olmalıdır? Bu sanırım en çok aldığım soru..En genelinde, bir hastalığımız olmasa da zaten aşağıdakileri beslenmemizden çıkartmamız çok önemli ama bu tür hastalıklarda hayati önem taşıyor. Rafine şeker Paketli gıdalar (gofretler, bisküviler, cipsler) Gazlı içecekler Beyaz unlarla yapılmış gıdalar Simit, poğaça, makarna türü yüksek karbonhidratlı yiyecekler Bu ilk aşamadan sonra özellikle tiroid ve diğer hormon hastalıkları için bağırsağı sağlıklı hale getirmek en gerekli adım. Bağırsak sağlığı ve hormonların doğru çalışması birebir ilişkide olan bir sistem. Bağırsak sağlığı düzeldikçe, hormon salgılanması da dengesini buluyor. Bağırsak sağlığını iyileştirmek için yapacaklarımız.. Yukarıdaki maddelere ek olarak bir süre tahıldan ve buğdaydan uzak bir beslenme sürmek Beslenmemize ev yoğurdu, kefir, probiyotik sebze, ev turşusu, geleneksek usul sirke gibi probiyotikleri eklemek Fito besinlerden yüksek bir diyet yapmak yani her renk ve çeşitten rengarenk sebze ve meyveleri beslenmemizin temel gıdası yapmak. Her gün yeşil, sarı, oranj, beyaz/kahve, mor, kırmızı her renkten, çiğe yakın sebze ve meyve ile beslenmek. Bu sebzeler arttıkça ve beslenmenizin ana öğesi oldukça, zaten diğer yenmemesi gerekenleri canımız daha az istiyor. Karbonhidrat döngüsünden çıkıp, gökkuşağı döngüsüne gireceğiz. Ne romantik bir beslenme, değil mi : ) Tiroid rahatsızlıkları için daha özel diyetler de var. AIP gibi, eliminasyon gibi..Yalnız yeni başlayan biri için direkt bu diyetlere geçmenin zorlayıcı olacağını düşünüyorum. Benim genel mantığım hep uygulanabilir şeyleri hayata adapte etmektir. Ilk aşamada yukarıdaki maddeleri bile uygulamak çok büyük değişimler yaratacaktır. Bu yüzden yine adım adım gitmeyi, öncelikle bunları hayatınıza adapte etmeyi öneririm. Eğer değerleriniz hala düzelmez ise, yukarıda bahsettiğim daha sıkı diyetlere başvurulabilir. Fakat, anlattığım noktalar bile uygulandığında çok iyi değişimler ve iyileşmeler sağlandığına beraber çalıştığım kişilerde defalarca şahit oldum. O yüzden korkmadan, endişe etmeden, yapabilir miyim demeden ilk adımı atabilirsiniz bence... Yine söylemeden geçemeyeceğim, beslenme kadar önemli, hatta beslenmeden de daha önemli olan huzurlu, pozitif düşünceli ve stressiz bir yaşam şeklini benimsemektir. Stresi nasıl ele alacağım derseniz de, onun için ipuçları da geçen haftaki yazımda... Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler dilerim. NOT : Görsel, IFM ders notlarımdan Stress ve Tiroid konulu bölümlerden alıntıdır. Sema Sumeli Fonksiyonel Tıp ve Bütünsel Beslenme Sağlık Koçu #tiroid #hormonsağlığı
- Şekersiz, glutensiz Cheesecake
Benden devamlı cheesecake’in sağlıklı versiyonunu istiyordunuz. Buyrunuz yapttııımm. Rafine şekersiz, glutensiz, sadece 4 malzemeli, çok ama çok güzel oldu, hem de ugraşmadan :) Tabanı için : ½ su bardağı çiğ fındık 6 tane hurma Kreması için 2 yemek kaşığı ricotta peyniri 3 çay kaşığı bal Üstü 1 büyük muz 2 çay kaşığı kakao Taban malzemelerini birlikte rondodan çekiyoruz ve bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru tart kabımızın dibine yayıyoruz. Benim kullandığım tart kabı küçük, 12 cm çapında bir kap. Aynı anda bir tabakta ricotta peyniri ve balı karıştırıyoruz. Tabanın üstüne yayıyoruz. Yine bir kasede muzu ezip, kakao ile karıştırıp, kremanın da üstüne yayıyoruz ve 3 katımız oluştuğunda tatlımızı buzluğa atıyoruz. 1 saat donuyor ve ondan sonra buzdolabında muhafaza ediyoruz. Ben üstünü süslemek için yaban mersini kullandım ama çilek veya dilediğiniz meyve, kırık fındık, kuru hindistancevizi de olur. NOT : Cheesecake kremaları için ricotta çok güzel oluyor ama eğer bulamazsanız, 2 yk tuzsuz lor peyniri ve 1 tatlı kaşığı kremayı çırparak da yakın bir tat elde edebilirsiniz. #cheesecake #sağlıklıtatlı #pasta #şekersiztatlı
- Şekeri Bırakıyorum, Sağlıklı Besleniyorum 5
Veee dördüncü grubumuz da şekerden arınmışken beşinciyi açma vakti gelmiştir. Ekim grubu da yine muhteşem bir enerji ile temizlendi ve sağlıklı belenmeye başladı. 26.Kasım'da yeni gruba başlıyoruz. Bu sene yeni yıla yepyeni bir sen olarak girmek ister misin? Yeni yıla daha enerjik, mutlu ve hafif girme, bunu yalnız hissetmeden, sıkılmadan yapmak istiyorsanız, motivasyonu yüksek bu grup programı tam size göre :) Şimdiye kadar yaptığımız her 4 grupta da çok güzel sonuçlar aldık. Bir sürü kişi şekeri bıraktı ve sağlıklı beslenme ile mutluluğu buldu. Ekim grubunun mutlu sonlarını buradaki linkten okuyabilirsiniz. Bu grup kimler için? Bugüne kadar defalarca şekeri bırakmaya çalışmış ama devam ettirememiş kişiler Hep şekeri bırakmayı düşünüp, denemeye teşebbüs edememiş kişiler Sağlıklı beslenmeye bir yerden başlamak isteyenler Fazlalıklarından kurtulmak isteyenler Ruhen ve bedenen daha aktif, daha enerjik yaşamak isteyenler için Neden ''Şekeri Bırakıyorum'' Programı? Şeker bağımlılığınızdan kurtulmak Enerjinizi yükseltmek Yemek ile ilişkinizi şekillendirmek Konsantrasyonunuzu yükseltmek Hormonlarınızı dengelemek Kilo vermek Kolay tarifler öğrenmek Cildinizi ışıldatmak Daha güzel uyku uyumak Sağlıklı beslenmenin getireceği pozitif etkileri yaşamak için Programda sizi neler bekliyor? 1 haftalık mutfak ve beden hazırlığı süreci 4 haftalık doğal ve sağlıklı beslenme programı Alışveriş listesi Mutfak tüyoları, şekersiz yaşam ipuçları Şeker ve alternatifleri dökümanları Bonus tarifler, atıştırmalık fikirleri Egzersize başlayabilme ve devam ettirebilme yolları Şekersiz hayatı devam ettirebilmek için mezuniyet e-kitapçığı Grup programı nasıl işleyecek? Danışmanlık altından kaydınızı oluşturduktan sonra sizinle email adresiniz üzerinden irtibata geçeceğim. Kayıt için sema@semasumeli.com email adresimden de bilgi alabilirsiniz. Grubumuzu Facebook üzerinden kapalı grup olarak oluşturacağız. Kullanacağınız tüm dökümanlar, e-kitaplar Facebook grubu üzerinden paylaşılacaktır. Grup üzerinden haftada bir kere, tarafımdan yapılacak 1 saat canlı yayın (o anda canlı yayına katılamasanız da, yayınlar grubumuzun sayfasında duracak. Daha sonra izleyebilir ve sorularınızı sorabilirsiniz) Her gün belirlenen saatlerde Facebook grubu üstünden öğün planlaması ve soru-cevap Şekere yenilmeme ipuçlarını tartışmak, konuşmak Aynı anda, aynı amaç için toplanmış katılımcıların etkileşim sağlaması Her hafta belirlenen bir konu üstünden bilgi aktarımı Grup motivasyonu ile hedeflerimize yakınlaşmak Hep birlikte, vücudunuzun ve ruhunuzun ihtiyaçlarını karşılayarak bunu gerçekleştireceğiz :) Çalışmamız 26.Kasım.2018 Pazartesi günü başlayacaktır. Son kaydı 25.Kasım.2018'e kadar yaptırabilirsiniz. Süre 1 hafta hazırlık + 4 hafta = 5 haftadır. Ücret : 500 TL EFT ile ödeme yapabilmek için sema@semasumeli.com adresime email yazabilirsiniz veya aşağıdaki linkten kredi kartınız ile kaydınızı yaptırabilirsiniz. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/755 Herkese çok sevgiler Sema Sumeli #şekeribırakıyorum #şeker #sağlıklıbeslenme #sağlıklıyaşam
- Ne kadar fitsen!
Pazar günü bizim semtin pazarı oluyor. Bayram sonrası ev çok boştu, alışverişe gittim. Yanımda nakit yoktu, evin önündeki ATM’den para çekecektim ama unutup kendimi pazarın önünde buldum. Pazar da eve pek yakın değil. Para çekmeyi unuttuğum için bayağı kendi kendime söylendim. Çok yakınımda bir alışveriş merkezi vardı ama bir AVM’ye girip çıkmak zaten 15 dakika sürüyor fakat yapacak bir şey olmadığı için girdim. Demek ki o alışveriş merkezine girip bu yazıyı yazmam gerekiyormuş. O da buna vesile olmuş. Biliyorsunuz üç hafta önceki Kilo almışın, kilo vermişsin yazımda beden algıları ile ilgili yazmıştım. Bu aralar ben bu konuya bayağı taktım çünkü hep şunu fark ediyorum. Ben aslında kendimden ve görüntümden çok memnunum ama hep başkalarının düşünceleri için daha zayıf, daha şekilli, daha öyle veya daha böyle olmaya çalışıyorum. Ben kendim görüntümden memnunsam neden devamlı değiştirmeye çalışıyorum? Beden benim bedenim ve bunun içinde ben mutluysam neden başkaları ne düşünecek diye mutsuz oluyorum? Çünkü bize 90-60-90 mankenlerin, Barbie bebeklerin muhteşem olduğu öğretildi. Hepimiz öyle incecik ve upuzun olmalıydık. Bilinçaltımıza bu işlenirken hem medya hem de kendi çevremiz bizi devamlı eleştirir oldu. Her görüştüğümüzde "Aaa kilo almışsın, aaa kilo vermişsin’’ tek konumuz bu oldu. Böylece de ufak ufak bedenlerimize ve dış görüntümüze takıntılı hale geldik. Şimdi tekrar dönüyorum alışveriş merkezine. ATM’den para çekerken bir anda gözüme zincir spor salonlarından birinin reklamı çarptı. Kocaman bir kadın bacağı resmi altında yazan şuydu. Ne kadar fitsen O kadar sensin Bir an yanlış okuyorum sandım. Üst üste, tekrar tekrar okudum. Ne kadar fitsen, o kadar mı sensin? Şu hayatta "ben" olabilmek için tek geçer değer benim fitlik ölçütüm mü? Fitlik arttıkça benlik de mi artacak? Hani benim sevgi dolu kalbim, ruhum, hayvanseverliğim, değer yargılarım, eğitimim, işim, ilişkilerim... Ben asıl bunlarla ben olurum, beden görüntümle veya fitlik derecemle değil. Bu kadar talihsiz, bu kadar kötü bir motto olamaz. Bu ilan tesadüfen karşıma çıktı ve benim için fitili ateşledi. Bunun gibi birçok reklam/firma var. Gördükçe, duydukça ifşa edeceğim. Haydi, ben 40 yaşıma geldim. Yaptıklarım, yapmak istediklerim daha sağlam ve net. Bu tür şeyler beni çok etkilemiyor ama artık yeme bozukluğu olan, kilolarına takıntılı o kadar çok genç kız görüyorum ve onlar için o kadar çok üzülüyorum ki. Yazık günah değil mi, sizin reklam stratejilerinizden dolayı insanlar hasta oluyor. Zayıflar daha çok zayıf olmaya çalışıyor, şişmanlar bunalıma giriyor, normal kilosunda olanlar da hep zayıflamaya çalışıyor. Bu da neyi doğuruyor? Mucize diyetleri, aç kalarak yaşamayı, bazı firmaların bol kimyasallı içecekleri ile yapılan, gerçek gıda yenilmeyen diyetleri. Bunların sonucu da hasta bedenler ve ruhlar. Sevgili kız kardeşlerim ve arkadaşlarım... Lütfen bu reklam stratejilerinin güzel ruhlarınızı zedelemesine izin vermeyin. Hepimiz tartıdaki rakamlardan çok daha fazlasıyız. İncecik ruhlarımız, sevgi dolu kalplerimiz var. Siz gerçek gıdalar ile beslenmeye devam edin. Sebzenizi, meyvenizi eksik etmeyin. Şekeri ve paketli gıdaları hayatınızdan çıkartın. Bol hareket halinde olun. Spor yapın ama "siz" olmak için değil, sağlıklı olmak için. Bunların hepsini yaptıktan sonra bakın bedeniniz öyle güzel istediği yere gelecek ki. Yeter ki kendinizi ve bedeninizi sevin. Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler dilerim. Sema Sumeli #yazılarım #hthayatyazılarım
- Haydi Gel İçelim Atölyesi Kasım
Geçen hafta Haydi Gel İçelim atölyesinin ilkini yaptık ve harika geçti. Hazırladığım videoya buradan ulaşabilirsiniz :) Bol bol beslenme konuştuk, sebze suyu sıktık, kraker yaptık ve kaynaştık. Bir sonrakinin duyuusu da bu posttadır :) Sağlıklı Beslenmeye başlamak ve şehir hayatının yarattığı toksinlerden arınmak istiyorsunuz ama nereden başlayacağınıza emin mi değilsiniz? Gelin beraber başlayalım. İzlenecek yolları, vücudu temizlemek için yapılabilecekleri konuşalım. Sebze sularımızı, smoothielerimizi hazırlayalım, krakerlerimizi yapalım ve bol sohbetli, anlatmalı, konuşmalı bir 3 saat geçirelim.. Ayrıca, tüm katılımcılara hazırlamış olduğum Sağlıklı Beslenmeye Başlangıç ve Toksinlerden Arınma ve tarifler kitapcığını da hediye edeceğim. Haydi Gel İçelim :) Ne mi içelim, sebze suyu tabii ki :) Atölyemiz Hurom Türkiye ev sahipliği ile gerçekleşecektir. Semt Kadıköy, yer Istanbul 216 Sitesi'ndedir. Tarih : 17.Kasım.2018 Cumartesi Saatlerimiz : 13:00-16:00 arası olacaktır. Atölyeyi ilk önce 2 saat gibi tasarlasam da, daha sonra anlatacaklarımızın, yapacaklarımızın 2 saate sığmayacağına karar verdim :) Harika bir Cumartesi geçirmek için bekliyorum. Katılım ücreti : 200 TL'dir. Aşağıdaki linlten kaydınızı yaptırabilir veya bana sema@semasumeli.com email adresimden ulaşabilirsiniz. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/924 10.11.2018 tarihinden sonra iade veya iptal maalesef yapılamayacaktır. Herkese sevgiler :) #sebzesuyu #atölye #Huromatölye
- Sağlıklı Bitter Kurabiye
Bir kitap okudum hayatım değişti gibi, bir kurabiye yaptım hayatım değişti :) Damak tadıma en çok hitab eden, tadına aşık olduğum kurabiyeyi yaptım. Instagram'da yine olay oldu. Üst üste herkes yaptı. O zaaamaaann herkes ulaşsın diye, ileride zorlanılmasın diye, tarifi buraya taşıdım.. Hıyır hıyır, mis kokulu, bitter çikolata tadında.. Valla yakın olsak hepinize dağıtıcam, o derece güzel. Malzemeler çok basit ve akılda kalıcı olsun diye 4-4 yaptım. Bilerek böyle ayarladım, yoksa ben de unutuyorum sonra.. 4 yk kakao 4 yk fıstık ezmesi (tahin de olur) 4 yk rondodan geçirdiğim yulaf ezmesi (başka unla denemedim) 4 yk keçiboynuzu özü Normalde keçiboynuzu pek sevmiyorum ama Kocamaar'ın portakal aromalısına bayılıyorum) Üstünde soğuk sıkım yazan her keçiboynuzu özü olur. Hurma suyu veya surubu da olur ama mutlaka tadına bakıp siz karar verin lütfen 😊 tatlandırıcı olarak kullacağınız sıvı özler sadece soğuk sıkım olursa pişmeye uygundur. Geleneksel pekmez veya bal pişmeye uygun değildir. Şayet pişirmeden çiğ yiyecekseniz şeker ilavesiz pekmez veya bal da olur. 6 yk süt (ya da su) Malzemenin hepsini karıştırdım. Marka veya kaşıklar degişince kıvamlar tutmayabilir. Elle yuvarlanabilir yumuşak bir hamur olacak. Sütü en son koyarsanız kıvamı kontrol ederek kaşık kaşık eklerseniz, kıvamı daha rahat ayarlanabilir. Zaten daha pişmeden yemeye başladım. Bence pişmemiş hali de ayrıca çok güzel. Top yapıp direkt yenebilir. Hamurdan ceviz büyüklüğünde toplar aldım, yuvarladım. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizdim. 150 derecede 30 dk pişti. Fırından çıktıktan 5 dk sonra kıtır kıtır ama içi kek gibi. Efff saaa neee. Bu kurabiyenin tadı yüzde 85 bitter çikolata gibi. Biliyorsunuz ben pek tatlı sevmiyorum. Tatlı sevenler keçiboynuzu özünü 6-7 yemek kaşığına çıkartabilir. Pişirme ısısı da yükselmemeli, çok önemli. Yağlarımız bozulmasın 😊 Kurabiyeden 5 tane yediğim için akşam yemeği yemedim, kendimi öyle bir kaybetmişim... bu ölçü ile ortalama 25 tane kadar çıktı.. #bitterkurabiye #kurabiye #şekersizkurabiye #şekersiz












