• Sema Özpekmezci

Bir ''oturdum'', hayatım değişti


Uzun zamandır yazacağım diye söz verdiğim yazıyı size 41. yaş doğumgünü sabahımda yazıyorum. Bu sabahki ''oturma''mı yaparken bir senede ne kadar çok değiştiğimi farkedip, minnet duydum ve ''bugün bunu yazma günü'' dedim.

Stok görüntü kullanmak istemedim. Profesyonel olmasa da gerçeği yansıtan bir görsel olsun istedim. Bu ritüelle gerçekten üstüme yıldız tozu serpilmiş gibi hissediyorum ve görselimi böyle düzenledim :)

Ben belgeli, raporlu hiperaktifim. Hani öyle çok yaramaz diye hiperaktif denenlerden değil, ADHD (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) teşhisliyim. Senelerim bunu dengelemeye çalışmakla geçti..Ki şimdi anlıyorum o da bütünsel bakışla yaklaşıldığında genel metabolik bozuklukların bir sonucu fakat o zamanlar sadece Ritalin denen ilaçla yerime sabitlenmeye çalışıyordum. Kırmızı ışıkta beklemek bile benim için bir kabustu. Yerimde oturduğum an içimden bir füze yukarı doğru fırlamak istiyordu ve ona hakim olabilmek bu dünyanın en zor şeyiydi. Ben bunları çocukluğumdan daha çok ergenlik ve erken 20'lerimde yaşadım. Yaşım küçük olmadığı için biraz daha geniş bakabiliyordum ve o dönemde acaba meditasyon işe yarar mı diye eve 1000 tane kitap almıştım. Ben bir konuya merak sarınca başlangıç ile duramıyorum. İlla ''advance'' olmam lazım. Bir sürü meditasyon kitabı okudum ama kesinlikle yapamadım. Her yapmaya çalıştığımda beni şunlar çok rahatsız etti.

* Ben düşünmeden duramam, beynim hiç durmuyor.

* Sabit oturamıyorum.

* Hiç anlamadığım bir dilde, Sanskritçe mantralar söylemek çok saçma (çünkü mantığımın almadığı hiçbir şeyi ilerletemem)

* Bir objeye sabitlenmek de çok saçma.

* Nefesi gözünden al - burnundan çıkart, ağzından al - kulağından çıkart gibi şeyleri yapamam.

* Tam oturdum başlayacağım, burnum kaşınıyor. 'kaşıma, 'bunu sana beynin yapıyor'' çok saçma, kaşımadan, ellemeden nasıl durabilirim?

* Tam başlayacağım, bir gülme geliyor :)

* Zamanım yok!

Bunlar en hızlı aklıma gelenler. Bütün dünya faydalarından bahsediyor ama şu saydıklarımı atlatıp, olaya geçemiyorum ki faydasını göreyim.

O kitaplar hala kitaplığımda duruyor (çünkü kitap atamaz, veremez) Hiçbiri bende bir işe yaramadı...

Sonra seneler geçti, ben başka başka şekillerde şifa buldum. Zaten bedensel rahatsızlıklarım çıkınca ruhumu unuttum diyebilirim. O kadar çok bedenimle uğraştım ki, aaa bir baktım zihnen de iyileşmişim. Yaşla da beraber bir durulma geldi ama meditasyona karşı düşüncelerim değişmedi.

Sağlık Koçluğu eğitimlerine başlayınca, orada bize danışanlarımız ile görüşmeden önce uygulamak üzere bazı rahatlama ve sakinleme egzersizleri eğitimleri verdiler. 2-3 dk'lık odaklanma ve yenilenme egzersizleri bana çok iyi gelmeye başladı. Bunlar sadece nefesi saymaktan ibaretti. Koyun sayar gibi aslında. Zihnin uçmasını engelleyip, ana dönmek ve kendi sorunlarımızdan sıyrılıp, sadece danışanımıza odaklanmak için. Ilk adımı burada atmıştım. Yaptığımız şeyin meditasyon diye bir adı veya kimliği yoktu. Farkında olmadan başlamıştım.

Asıl değişim geçen sene Kasım ayında MBSR (Mindfulness Based Stress Reduction) programına başlamam ile oldu. Asıl amacım beraber çalıştığım kişilerin stres yönetimine destek olmaktı ama ben tamamen bir dönüşüme uğradım. Bu programdan o kadar etkilendim ki bunu herkese anlatmalıyım/öğretmeliyim diye MBSR eğitmen eğitimine başladım. Halen devam ediyor. Burada öğrendim ki meditasyon denen şey benim şimdiye kadar okuduklarımdan, araştırdıklarımdan çok daha farklı bir şey. Farkındalık sürecim böylece başladı. Ben adına meditasyon demekten imtina ediyorum çünkü ülkemizde dinle vs de karıştırılabiliyor. Ben ''oturmak veya durmak'' diyorum.

Günde 12 dk oturdum, hayatım değişti!

MBSR programı elle tutulup okunan bir şeydense, daha çok deneyimlere dayalı bir program. Deneyimledikçe, tecrübe ettikçe içselleşiyor. Benim için de öyle oldu. Şimdiye kadar öğrenmiş olduğumuz, kitaptan okuma, belgeli eğitimden çok daha farklı. Ilk başta ısrarla elime not verin diye diretsem de, zamanla kendimi sürece bıraktım. Dönüştükçe dönüştüm.

Çok uzun oldu ama umarım hala okuyorsunuzdur :) Şimdi bu oturmaları nasıl yaptığımı anlatayım. Devamı yazıda da faydalarını ve beyne etkilerini anlatırım. Ben ilk duyduğumda çok şaşırmıştım çünkü.

Yeni başlayan Eliminasyondayım, Farkındayım gruplarımda da bunları zaten uygulatacağım. Katılımcılar benimle birlikte bunları deneyimleyebilecek.

12 veya 20 dk oturma

* Ben genellikle sabah uyanınca, kahvaltı öncesi yapıyorum ama en iyi zaman diye bir şey yok. En iyi zaman size en uygun zaman..

* Dik bir şekilde oturuyorum. Benim dizlerim ağrıdığı için meditasyon taburem var, onu kullanıyorum ama bağdaş da olur, bir sandalye de olur. Önemli olan sırtımızın dik olması. Eğer bağdaş kurduysak kalçamızı yukarı doğru destekleyen bir yastık önemli, bu sırtımızın dik durmasına yardımcı oluyor çünkü desteksiz oturduğumuzda kamburlaşmamız an meselesi.

* Yaptığım tek şey nefesime odaklanmak. Ne özel bir nefes, ne de özel bir obje. Hayatımın normal akışında, her an benimle olan nefesimi seyretmek. Vücudumdaki izlerini, hareketlerini..

Bu esnada kopmalar oluyor, zihnim düne gidiyor, yarına gidiyor ama ben bunu farkedip ana geri dönüyorum. Hedef hiçbir şey düşünmeden heykel gibi oturmak değil. Zaten bu çok zor. Zihnin görevi düşünce üretmek ve o devamlı işini yapıyor. Biz sadece bunu seyredip, kenara alıp, tekrar nefesimize dönüyoruz.

* Burnum kaşındıysa kaşırım, üşüdüysem giyinirim, terlediysem üstüme çıkartırım, Dino geldiyse ona dokunurum vs vs ... Bunların hiçbiri benim ''Oturma''mı bozmaz. Tekrar nefesime odaklanarak bıraktığım yere geri dönerim. Nefesim her an benimle ve benim içimde.

* O ''hiçbir şey yapmadan/düşünmeden durmam lazım. Bunu yapamazsam meditasyon yapamıyorum demektir'' düşüncesi yapmamıza en büyük engel. İnanın dünyada bunu yapabilen insan sayısı bir elin parmağını geçmez sanırım. Olay düşüncesizlik değil, düşünce ve duygularımızı farketmek ve onlarla kalabilmek..

* Dışarıdan ne kadar çok uyaran gelirse o kadar iyi aslında. Bu uyaranlar bize her seferinde bunu farkedip nefesimize dönme antremanı yapma imkanı sağlıyor. Daha da güçleniyoruz.

* İdeal vakit diye bir şey yok. 3 dk, 5 dk, 10 dk.. ne kadar yapabiliyorsam. Bazen banka sırasında, bazen birini beklerken. O esnada sinirleneceğime, nefesime dönüp o vakti sakinleşmek için kullanıyorum.

İşte benim ''oturma, durma'' maceram böyle. Gördüğüm yararları ve beynin yapısıyla ilişkisini de ayrı yazıda anlatayım, bu çok uzadı :)

Herkesi sevgiyle kucaklıyorum.

#meditasyon #MBSR #Farkındalık #Oturma

6,910 görüntüleme