• Sema Özpekmezci

Kilo almışsın, kilo vermişsin...


Ben bazen Instagram hesabımda “hangi konuda yazmamı istersiniz” diye soruyorum ve genel soruların uygunluğuna göre konu belirliyorum veya en çok istenenleri sıraya diziyorum. Yne böyle sorduğum bir postta gelen isteklerin çoğu psikolojik yemek, yemek bozuklukları ile ilgili yazmamdı. O kadar üzüldüm ve buradan fark ettim ki çoğumuzun yemek ve beslenme ile ilgili sorunları var.

Bu beni uzun uzun düşünmeye teşvik etti.

Hepimizin yemek ve beslenme ile ilgili farklı bir bağı var. Bu daha annemizi emdiğimiz zamanlardan geliyor. Biliyorsunuz bebekler annelerini emerken hem bedenen doyma hem de ruhen doyma hissini yaşıyorlar. Anneden gelen güven duygusu ve sevgi bağı ile beslenmeyi otomatik olarak kafamızda birleştiriyoruz. Beslenmek zevk, eğlence, güven, sevgi, her şey oluyor. Erişkin olduğumuzda hayatımızdaki farklı sorunlar bizi yine o güven duygusunu, anne sevgisini bulacağımız yere götürüyor, beslenmeye. Şayet bu konuda biraz zayıfsak yemek bozuklukları oluşuyor. Yani aslında bunları oluşturan maalesef hayatımızdaki çözemediğimiz diğer sorunlar. Yemek ile ilgili sorunumuz varsa öncelikle hayatımızın diğer taraflarını düşünüp oralardaki ihtiyaçlarımızı gidermek beslenme sorunlarını çözmek için açacağımız bir kapı olacaktır.

Öncelikle kendimi düşündüm. Ben hayatım boyunca hep balık etli bir kadın oldum. Zaten 5 kilo doğmuşum. Doğumdan kısa bir süre önce doktor anneme yaptığı kontrolde ''Bir fil geliyor, hazır olun'' demiş. Daha doğmadan, hem psikolojik hem de fizyolojik olarak uğraşacağım etiket üstüme yapıştırılmış. Hiçbir zaman zayıf biri olmadım. Ailemdeki kadınların da hiçbiri manken gibi değil. Hepimiz klasik Türk kadını tipindeyiz. Bu işler biraz da genetik. Bizi biz yapan aile büyüklerimizin izlerini bedenimizde taşıyoruz. Hep balık etli olduğumu ve olacağımı bildiğim halde yine de ben kilo alınca dünyanın en mutsuz insanlarından biri oluyorum. Hayatımda beni çok seven ve her zaman olduğum gibi kabul eden bir eşim var. Hiçbir zaman kilo veya görüntü baskısını üstümde hissetmedim. Sağlığım yerinde ve bu sağlığı gerçekten senelerce tırnaklarımla kazıyarak zor elde ettim. Bunları bildiğim halde zaman zaman aldığım 2-3 kilo beni her zaman mutsuz etti. Genelde hep yazları kilo aldım ve her Eylül mutsuz oldum. Her Eylül'de bunun icabına baktım. Bunun nasıl yapılacağını çok iyi biliyorum ama sorun içine girdiğim psikoloji. Bunlara kafa yorunca vardığım bir sonuç daha oldu.

Geçen Eylül'de tatildeyik ve kaldığımız otelin odasındaki ayna en az bir beden küçük gösteriyordu. Aynayı söküp eve götürmek istiyordum. Günlerce gözlerimi alamadım ama yine düşündüm. Aslında ben içinde olduğum bedenden ve görüntüden memnunum fakat niye bu kadar kafama takıyorum çünkü hep etrafımdaki diğer kadınların ne düşüneceğini düşünüyorum. Biz kadınlar bunu birbirimize yapıyoruz. Birbirimizi gördüğümüz an nasıl olup, nasıl hissettiğimizden önce birbirimize “kilo almışsın, kilo vermişsin” diyoruz. Bir kadın bedeni sadece alıp verdiği kilolardan mı ibarettir? Genelde bunu erkekler de yapmaz. Ben buradan genel bir çağrı yapıp bunu artık durdurmamızı rica ediyorum. Ufak ufak birbirimizin ruhlarını tahrip ediyoruz. Birbirimizi gördüğümüzde öncelikle nasıl olduğumuzla, mutlu veya mutsuz olduğumuzla ilgilensek, “nasılsın?” dediğimizde bunu gerçek anlamı ile sorsak, birbirimizi sokaklarda tepeden tırnağa süzmesek (ben de yapıyorum), üzerimizde yarattığımız bu psikolojik etkiyi azaltabiliriz. Kadınlar olarak sadece alıp verdiğimiz kilolarımızdan oluşmuyoruz. Bizlerin daha binlerce özelliği, ruhu, hissi var. Hepimiz içinde olduğumuz bedenleri en iyi şekilde besleyip, elimizden gelenin en iyisi yapıp, sonra da bu bedenlerin içinde bir şekilde mutlu olmayı öğrenmeliyiz. Hepimizin olan bu genel sorunu çözmek için de hep beraber “kadın gücü” oluştursak, bunu uygulasak, çok daha mutlu olmaz mıyız?

Sizlerin de böyle algıları, sorunları varsa yazın bana, konuşa konuşa çözümlerimizi bulalım, bilinçlenelim. Hepimiz bedenlerimiz ile daha mutlu olalım. Bu genel sorunu yine birbirimize yardım ederek çözelim.

Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler dilerim...

#hthayatyazılarım #yazılarım #beslenmepsikolojisi #psikoloji

1,610 görüntüleme