• Sema Özpekmezci

Ruh hastalanmadan beden hastalanmıyor...

Uzun zamandır bunu söyler ve anlatırım. Aldığım eğitimlerde de devamlı bunu öğrendik, gördük.


Zaten fizyolojik ve kanıtlanmış bir şey. Bunun detayına daha sonra gireceğim. Hayatımın belli dönemlerinde stres/hastalık ilişkisini yaşadım da ama unutmuşum. Şu anda birebir yaşarken sizlere anlatmak istedim. Bedende bir hastalık çıkmadan önce, mutlaka öncesine bakın. Ruhumuz hastalanmışsa, peşine bedenimizden bir hastalık geliyor çünkü her şey orada yatıyor. İyi de kötü de...


Size, birkaç yıl önce önce başıma gelen bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Ben genel olarak çok alerjik bir insanım. Baharda gözlerim şişer, kaşınır, çok hapşırırım, burnum dönem dönem çok akar... Fakat son 1 senede hiç olmayan bir şey başlamıştı. Kedili ortamlarda nefes alamamak, astım. En yakın arkadaşımın iki kedisi var ve biz artık onunla sevgililer gibi cafelerde buluşuyoruz. Alerji şekil değiştiren bir şey olduğu için "Nasıl olsa geçecek, bir süre kedili ortamlardan uzak durayım" dedim. Biliyorsunuz 15 senedir de köpeğim var ve köpeklerle hiçbir sorun olmuyor. Kedi de geçer demiştim.



Kendimi bir süredir kedili ortamlardan uzak tutarak astım krizlerini engellemiştim. Fakat tatil dönüşü ilk defa kendi evimde, kendi yatağımda uyurken oldu. Bir gece değil, 4 gece üst üste... Resmen ağlamak istiyordum. O kadar zor bir şey ki nefes alamamak, hele bir de gece uykuda olunca. Gece astım, ertesi gün onun verdiği baş ağrısı ile geçen dört gün ve bu astım geçmeyecek diye emin olup, ciddi ciddi bu işe el atmamla başlayan günler geçirdim.



Bu arada da şu anda oturduğum evi hiç sevmiyordum. Sevmemek kelimesi az kalıyordu. Zaten bu evden taşınmaya karar vermiştim ama ben 2 aydır hiç durmadan, günde en az 15 kez "Bu evde boğuluyorum, burası hapishane gibi" deyip durdum. Dışarıdayken canım eve girmek istemiyor, eve gelmemek için market raflarını 3 tur arşınlıyordum. Bu astım krizleri başlayınca "Acaba evde boğuluyorum dedim dedim ve şimdi vücudum mu boğuluyorum" diye düşündüm kendi kendime ama bu düşünce çok saçma geldi. "Uçma Sema" deyip fiziki nedenlere bakmaya başladım.


Dün muhteşem bir hekime gittim. Hayatımın bir yerinde hep olsun istiyorum kendisi. Bir Göğüs Hastalıkları Uzmanı, İmmünolog ve Fitoterapist. Tamamen insan sağlığına bütüncül yaklaşan biri. Bitkilerle tedavi dendiğinde beni vuruyor zaten. Arkadaş tavsiyesi ile gittim. Bana kimyasal ilaç verirse gitmem dedim, baştan pazarlığımı yaptım ve çıkarken kendisine bayılmış bir insan olarak ayrıldım.


Tüm sıkıntılarımı anlattıktan sonra, şu komik olan evde boğulma tezimi de kendisine söyledim ve bingo! Astım ve bronşit gibi rahatsızlıklar önce psikolojik nedenlerle başlıyormuş. Ben ruhumu hasta etmişim, sonra bu da bedenime yansımış. Hiç durmadan vücuduma "Boğuluyoruz" sinyali gönderdim ve peşine boğulduk. Kaş’ta çok mutluydum, odamızın terası harikaydı ve eve geldiğimiz ilk gece, yine boğuluyorum bu evde dediğim gece ilk astım krizimi yaşadım. Biz şimdi 20 günlük beni rahatlatacak bir tedavi uyguluyoruz. Normalde 15 gün sonra olacak kontrole, doktorum beni yeni taşındıktan sonra çağırdı... Beni 20 günlük rahatlatacak bir tedavi uyguladık. Normalde 15 gün sonra olacak kontrole, doktorum beni yeni taşındıktan sonra çağırmıştı... Taşındıktan sonra da tüm astım krizlerim son buldu. Şimdilerde ise mevsim geçişlerinde dışında neredeyse hiç yaşamıyorum.


Bu arada bu kadar sağlıklı beslenmesem, bağışıklığım bu kadar sağlam olmasaymış, şu anda çok ağır bi astım hastası olabilirmişim. Bunu bu kadar hafif atlatıyorsam, bu da sağlıklı beslenmemden ve yaşamamdan geliyormuş. Yani ruh/beden bütün. Ruhumuza iyi bakarken, bedenimizi de iyi beslemek bir bütün olarak çalışıyor.


Bir çok bağışıklık, otoimmün hastalıklarının da bir öncesinde büyük yıkımlar, travmalar, üzüntüler, stres olabiliyor. Hayat tabii ki hep lay lay lom değil ama yaşarken şunu da bilmek çok önemli... Bedenimiz ona gönderdiğimiz her sinyali algılıyor, direkt ve düz olarak. Çok fazla stres altındayken, vücut ölüm tehdidi altındayım sanıp, tüm hayati fonksiyonları beklemeye alıyor ama modern hayatta yaşam akıyor. Bunları farkındalıkla ilgili yazılarımın içinde bulabilirsiniz hatta şu anda bitirdiğim kitabımın içinde de bu konuları ele alıyorum. Bunların da detaylarını haftaya anlatacağım.



Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler...