top of page

Boş arama ile 470 sonuç bulundu

  • Farkındalıkla Beslenme yazı serisi 1

    Uzuuun zamandır bloga yazı girmiyordum. Aslında Instagram'da devamlı yazıyorum ama burayı ihmal ediyorum. Bu ara buraya daha çok yazı gireceğim ki, kaybolmasın. Herkes istedikçe açıp okuyabilsin :) Farkındalıkla Beslenme/Sezgisel beslenme yazı serisine başlıyorum. Beslenme sadece yediklerimizden ibaret sanılıyor ama aslında o kadar geniş bir dünya ki. Saat hesabı, kalori hesabı, öğün hesabı, brokoli yedim, salata yedimden çok daha fazlası var burada. Bu seride tek tek anlatmaya çalışacağım :) Açlık nedir? Açlık tipleri, doymak için ihtiyaçlarımız nelerdir, ne zaman, neler yemeliyiz. Bunların hepsi ama hepsi bütüncül açıdan. Farkındalıkla yemekten, duygusal yemekten, sezgisel yemekten, asıl beslenmenin ne olduğundan, beden sinyallerini takip etmekten, her şeyi anlatacağım. Eğitimlerimde geldiğim içime sinen bir noktadayım şu anda. Eğitim hayatı tabii ki durmaz ama şu anda istediğim tüm konuları kafamda harmanlayabildim. 5 senenin çabası istediğim yere gelmeye başladı. Hem yediğimiz besinler hem stres yönetimi, hem duygusal yemeyi hepsini kapsıyor. Öyle içime siniyor ki. Anlattıkça anlatıcam sizlere de. Burayı çözmeden hiçbir diyet, hiçbir beslenme listesi uzun vadeli olmayacak, yo yo’nun bir adım ötesine geçemeyeceğiz. Haydi başlıyoruz. Fiziksel bedenimiz tabii ki yemek, su, uyku, hareket, dinlenme ve rahatlama ihtiyacı duyuyor. Bunlar yaşamak için ana ihtiyaçlar. Bunlardan biri eksik kalınca halsizlik,  stress, yorgunluk, anksiyete ve depresyon hali olabiliyor. Bu eksikleri kapatmak için genellikle yüksek enerjili (şeker, börek, pizza, alkol gibi) gıdalar tüketiyoruz ama belki de o anda tek isteğimiz ‘’dinlenmek’’ ya da ‘’uyumak''. Asıl isteğimizin farkında olmadığımız için, kendimizi elimizin altındaki ilk enerji verici, yüksek şekerli, karbonhidratlı gıdaya boğuyoruz.  ''Şu andaki asıl ihtiyacım nedir'' sorusunu kendinize yöneltmenizi ve o ihtiyacınızı karşılamanızı öneririm.  Tüm hafta çok çalıştınız. İşteki tüm sorunlarla, müdürünüzle, yanınızda hiç susmayan iş arkadaşınızla boğuştunuz. Çocuklara baktınız, yemek yaptınız, eşinizi dinlediniz, trafikte kaldınız..kendinizle hiç ilgilenmediniz ve kendinizi şımartmadınız. Akşam yemeğinden sonra sizi devamlı çağıran bir buzdolabı veya kiler var. Her şeyi yemek istiyorsunuz ama yiyince de sorun çözülmüyor. Bu sefer ‘’bak yine beceremedin, zaten sen hep böylesin’’ gibi kendinizi suçlamalar ve yargılamalar başlıyor. Ondan sonra kartopu gibi büyüyen bir kısır döngü. Tekrar yeme, tekrar kızma, bedensel olarak şişme, patlama, sabah kıyafetlerinize girememe, işe yine sinirli gitme, yine yeme şeklinde yuvarlanıp gidiyor.  Halbuki asıl ihtiyacımıza bakmadık. Oradaki ihtiyaç kendinizi şımartacak/mutlu edecek bir şeyler yapmak. Belki eşinizle, partnerinizle, belki yalnız. Eğlenceli, sosyal, sakinleştirici. Bu açlık onun açlığı. Akşam yemeği yediniz ve  karnınız toksa ve hala kilere/buzdolabına gidiyorsanız, ‘’şu anda benim açlığım neye’’ diye lütfen kendinize sorun. Şimdilik burada bırakıp adım adım gitmeyi düşünüyorum. Bu konu, hikaye kendine yakın gelenler var mı? Yorumlara bu konuda sorularınızı yazarsanız ona göre devamı postlarda şekilleneceğim. Bu seri devam edecek.Postları 3 semafarkındalıklabeslenme altında toplayacağım. Şurayı çözersek yırttık :) Bu yaz aylarını size bunları anlatmaya ayırıyorum. Artık şekersiz/glutensiz nasıl besleneceğinizi öğrendiniz. Instagram hesabımda, blogda, kitabımda binlerce bilgi var. Sıra buralarda :)

  • Mayıs 2020 MBSR online programı

    Nisan ayında MBSR online programı açınca ve yerim hızla dolunca devamını bekleyenler vardı. 27 Mayıs 2020 Çarşamba akşam saati başlangıçlı MBSR yeni programı açtığımı duyurmak isterim :) Bu dönemde o kadar çok faydasını gördüm ki, gerçekten akıl sağlığımı koruyarak hayatta kalabilmem MBSR pratikleri ve teknikleri ile oldu. Bir kez daha ''iyi ki bu yola girmişim'' dedim. Nisan'da açılan grubum hızla ama farkındalıkla :) devam ederken, Ramazan Bayramı sonrası yeni gruba da başlıyorum. Online olduğu için dünyanın her yerinden ve kendi bulunduğunuz ortamdan katılabilirsiniz. MBSR nedir ve programda neler vardır, kimler katılabilir gibi bilgi almak isterseniz MBSR bölümünden detayları alabilirsiniz. Ön görüşme talebi için bana sema@semaozpekmezci.com adresime email yazabilirsiniz. MBSR kimler için uygundur? Gündelik hayatla başa çıkmakta zorlanan, hayata daha sakin bakmak isteyen, yaşananlara daha az tepkisel durmak isteyen, duygularını ve duyumlarını görmek isteyen, aslında kendini tanıyıp, kendini keşfetmek isteyen herkese uygundur. Katılım için herhangi bir ön koşul yoktur, istekli olmak dışında :) ​ Programım 27.Mayıs.2020'de başlıyor. Pandemiden dolayı Zoom üzerinden canlı yayın olarak yapılacaktır. Her Çarşamba 19:00-21:15 arası Program takvimi : 1. oturum - 27.Mayıs.2020 - Bilinçli farkındalığı keşfedin. Otomatik pilottan uyanmak 2. oturum - 03.Haziran.2020 - Dünyayı nasıl algılıyoruz? 3. oturum - 10.Haziran.2020 - Bedende olmak 4. oturum - 17.Haziran.2020 - Stresi bilinçli farkındalık ile karşılamak 5. oturum - 24.Haziran.2020 - Stres tepkisi ve stres arttırıcı düşüncelerle uğraşmak 6. oturum - 01.Temmuz.2020 - Farkında iletişim Sessizlik günü - 04.Temmuz.2020 ortalama 5 saat sürecektir. Sabah 10:00-14:30 arası 7. oturum - 08.Temmuz.2020 - Kendine özen göstermek 8. oturum - 15.Temmuz.2020 - Veda ve yeni bir başlangıç Ücretlendirme : 22 saat eğitim, sessizlik günü, farkındalık kitapçığı, ses kayıtları ve dokümanlar toplamda 2,250 TL'dir. Ön görüşme sonrası aşağıdaki linkten ödemenizi yapabilirsiniz. www.semaozpekmezci.com/danismanlik Katılan herkesin hayatında en az benim hayatımda olduğu kadar bir değişim yapmasını istediğim programım umarım bütünün hayrına olur. Not : program sonundaki katılımcı belgenizi alabilmeniz için oturumların en az 6 tanesine katılmanız ve sessizlik günü pratiklerinde bulunmanız gerekmektedir. Aksi taktirde katılımcı belgesi verilememektedir. Program aynı zamanda MBSR eğitici eğitmeni olmanın ön koşulu olan adımı da kapsar. En içten sevgilerimle kucaklıyorum. Sema Özpekmezci

  • 2. MBSR grubumu açıyorum, Online!

    Çok heyecanlıyım. Artık EAMBA onaylı MBSR eğitmeniyim. Süpervizyon sürecim bitti. Hocalarım onayladı ve artık stajyer değil, tam bir eğitmen olarak gruplarımı açabilirim. Tabii ki gönlümden geçen yüz yüze yapmaktı ama Corona virüsünden dolayı evlere kapandığımız bu çok özel zamanlarda mutlaka online MBSR açmalıyım dedim ve sonunda bugün güç buldum. Bu süreçte beni ayakta tutan yine Mindfulness ve kabul oldu. Herkes bugünlerde çok zorlanıyor ve mutlaka birilerine yardımı olur diyerek MBSR grubumu online olarak açmaya karar verdim. Şu an o kadar bu dünyanın içindeyim ki, herkese bunu anlatmak ve hayatına adapte etmek istiyorum :) MBSR nedir ve programda neler vardır, kimler katılabilir gibi bilgi almak isterseniz MBSR bölümünden detayları alabilirsiniz. Ön görüşme talebi için bana sema@semaozpekmezci.com adresime email yazabilirsiniz. MBSR kimler için uygundur? Gündelik hayatla başa çıkmakta zorlanan, hayata daha sakin bakmak isteyen, yaşananlara daha az tepkisel durmak isteyen, duygularını ve duyumlarını görmek isteyen, aslında kendini tanıyıp, kendini keşfetmek isteyen herkese uygundur. Katılım için herhangi bir ön koşul yoktur, istekli olmak dışında :) ​ Ilk programım 28.Nisan.2020'de başlıyor. Pandemiden dolayı Zoom üzerinden canlı yayın olarak yapılacaktır. Her Salı 19:00-21:00 arası Program takvimi : 1. oturum - 28.Nisan.2020 - Bilinçli farkındalığı keşfedin. Otomatik pilottan uyanmak 2. oturum - 05.Mayıs.2020 - Dünyayı nasıl algılıyoruz? 3. oturum - 12.Mayıs.2020 - Bedende olmak 4. oturum - 19.Mayıs.2020 - Stresi bilinçli farkındalık ile karşılamak (Salgın biterse ve 19 Mayıs tatil olursa, bu haftayı öteleyebiliriz) 5. oturum - 27.Mayıs.2020 - Stres tepkisi ve stres arttırıcı düşüncelerle uğraşmak (Ramazan Bayramı nedeni ile 26/05'teki oturumu 27/05'te yapacağız) 6. oturum - 02.Haziran.2020 - Farkında iletişim Sessizlik günü - 13.Haziran.2020 ortalama 5 saat sürecektir. Sabah 10:00-14:30 arası 7. oturum - 09.Haziran.2020 - Kendine özen göstermek 8. oturum - 16.Haziran.2020 - Veda ve yeni bir başlangıç Ücretlendirme : 16 saat eğitim, sessizlik günü, farkındalık kitapçığı, ses kayıtları ve dokümanlar toplamda, sadece karantina zamanı için, stajyerken yaptığım fiyat olan 1.750 TL'dir. Ön görüşme sonrası aşağıdaki linkten ödemenizi yapabilirsiniz. www.semaozpekmezci.com/danismanlik Katılan herkesin hayatında en az benim hayatımda olduğu kadar bir değişim yapmasını istediğim programım umarım bütünün hayrına olur. Not : program sonundaki katılımcı belgenizi alabilmeniz için oturumların en az 6 tanesine katılmanız ve sessizlik günü pratiklerinde bulunmanız gerekmektedir. Aksi taktirde katılımcı belgesi verilememektedir. En içten sevgilerimle kucaklıyorum. Sema Özpekmezci

  • İyiliğin Doğuşu Kampı

    Düzenleme : Yaşanan Corona virüsü salgınından dolayı etkinliğimiz ileri bir tarihe ertelenmiştir. En kısa zamanda, hayatımız normale döndüğünde tekrar açacağız. Bu esnada online programlarımız devam edecek. Veee çok uzun zamandır kalbimizi koyduğumuz, hayal ettiğimiz bir kampla geldik. Her zaman anlattığım gibi sağlıklı yaşam, sağlıklı olmak ve iyileşmek bir bütün. Bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuz birbirinden ayrı değil. Baharda zihnen, bedenen ve ruhen arınacağımız, kendimize çok iyi bakıp pamuklara saracağımız, farkındalık ve sağlıklı beslenmenin bir arada olduğu, 5 gün beraber olacağımız bir kamp hazırladık. Takip edebildiğim ve bildiğim kadarı ile Türkiye'de ilk kez bu kapsamda bir şey yapılıyor ve bunu yapmış olmaktan dolayı büyük bir mutluluk içindeyiz. Ruh, zihin, beden iyiliğinin bir arada olması asıl sonuca götüren şey. O zaman iyiliği, iyi olma halini hep beraber yaşayalım mı? Blossom of Goodness - İyiliğin Doğuşu Kampı Eğitmenler : Fonksiyonel Tıp Sağlık Koçu ve MBSR eğitmeni Sema Özpekmezci Klinik Psikolog, Mindfulness eğitmeni ve Chi Gong eğitmeni Constantinos Hadjichristofi Kampımız 4 gece 5 gün konaklamalı, harika bir doğası ve yemekleri olan Robin’s Nest Otel Ağva’da olacaktır. Baharın en güzel günlerinde Sema Özpekmezci ve Constantinos Hadjichristofi’nin hazırlamış olduğu aşağıdaki programla bedenen ve ruhen, bütünsellik içinde 5 günlük bir yenilenme ve iyilik kampıdır. Sema Özpekmezci tarafından oluşturulmuş menüler, beslenme önerileri, workshoplar ve sağlıklı yaşam seminerleri, yine Sema Özpekmezci ve Constantinos Hadjichristofi tarafından hazırlanmış Farkındalık egzersizleri ve seminerleri ile yapılanmış bir kamptır. Aynı zamanda bu 5 gün boyunca tamamen sağlıklı bir beslenme uygulanacaktır. En bütüncül hali ile bedenen ve ruhen arınma bir arada gerçekleşecektir. Constantinos Hadjichristofi tarafından verilecek tüm derslerde ve eğitimlerde tercüman olacaktır. 13 Nisan Pazartesi - 17 Nisan Cuma 9:30 - 5:30 her gün pratik vakitleri 12.30 - 14:00 öğlen yemeği Pazartesi - Giriş 14:00 Cuma - çıkış ve bitiş 13:00 1. Gün Pazartesi 14:00 - 14:30 CH SÖ Hoş geldiniz, tanışma 14:30 - 15:30 SÖ CH Egzersizlerin tanıtımı, farketmek ve beklentiler 15:30 - 15:45 ara 15:45-16:45 CH Chi Gong Cleansing egzersizi 16:45 - 17:15 SÖ Sebze suyu ve smoothie atölyesi 17:15 - 17:30 CH nefes meditasyonu 2.gün Salı 9:30 - 10:30 CH Chi Gong Makko Ho egzersizi 10:30 - 11:15 SÖ Beden Taraması 11:15 - 11:30 ara 11:30 - 12:20 CH Hayatta Farkındalık, meditasyon ve konuşma 12:15 - 12:35 SÖ Beden farkındalığı meditasyonu 12:30 - 14:00 Öğlen yemeği ve arası 14:00 - 15:00 CH MF Sahilde yürüme farkındalığı egzersizi 15:00 - 16:00 SÖ Sağlıklı ve Bütünsel Yaşam semineri 16:00 - 16:20 ara 16:20 - 17:30 CH Hayatta aynı kalamama - Acılarla baş etme semineri 3.gün Çarşamba 9:30 - 10:00 CH Chi Gong 10:00 - 10:30 CH Bedeni dinlemek 10:30 - 11:15 SÖ Farkındalıkla dinleme, iletişim 11:15 - 11:30 ara 11:30 - 12:30 SÖ Sağlıklı Pişirme Mutfak atölyesi 12:30 - 14:00 Öğlen yemeği ve arası 14:00 - 14:50 CH Farkındalıkla Yürüyüş, duyularla yürüme egzersizi 14:50 - 15:30 SÖ Beslenmede duyuları farketmek 15:30 - 16:15 CH Stres tetikleyicileri ve baş etme. yöntemleri 16:10 - 16:30 Ara 16:30 - 17:00 SÖ Duygusal Yeme - tetikleyicileri ve çözümleri 17:00 - 17:30 CH Duyular meditasyonu 4. Gün Perşembe 9:30 - 10:30 CH Nefesin gücü ve nefes meditasyonu 10:30 - 11:30 SÖ Rafine Şekersiz Hayat ve Mutfak Semineri 11:30 - 11:45 Ara 11:45 - 12:30 CH Otomatik Pilot, düşünceler ve yanıtlarımız 12:30 - 14:00 Öğlen yemeği ve arası 14:00 - 15:00 CH Farkındalıkla Rahatlama ve Açıklık 15:00 - 16:00 SÖ Farkındalıkla Hareket 16:00 - 16:20 Ara 16:20 - 17:00 CH Şefkat, Öz şefkat 17:00 - 17:30 SÖ Şefkat Meditasyonu 5. Gün Cuma 9:30 - 10:30 CH Chi Gong 10:30 - 11:30 SÖ Glutensiz hayat ve mutfak semineri 11:30 - 11:50 Ara 11:50 - 12:30 SÖ CH Veda, Farkındalıkla Bütünsel Sağlık Yaşam Kampımıza otelde kalış, kahvaltı, öğlen, akşam yemekleri, ara ikramlar, eğitimler dahildir. 4 gece 5 gün her şey dahil kamp ücreti 2 kişilik odada tek kişi fiyatı 3750 TL’dir. Odada tek kalmak isteyenler için otel tarafından gece başına 213 TL fark eklenmektedir. 3750 TL + 850 = 4600 TL olmaktadır. Not 1: Bu ücrete sadece ulaşım dahil değildir. Not 2: Şayet kampa yalnız katılım sağlayacaksanız odada kalacağınız diğer kişiyi sizler seçebilir veya kura usulü ile belirleyebiliriz. Ödemeler aşağıdaki linkten kredi kartı ile veya verilecek banka hesabına eft ile yapılabilir. Web'den yapılan ödemelerde Finansbank ve HSBC kartlarına 3 taksit imkanı vardır. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/1188 Sorularınız için sema@semaozpekmezci.com email adresine mail yazabilirsiniz. Sevgilerimizle Sema&Constantinos

  • En sonunda ben de yaptım, Kombu Çayı

    Şu kombu çayını ne kadar gözümde büyütmüşüm. Sırf bu yüzden daha önce maya ziyan etmişliğim var. Meğersem ne kadar basitmiş. Sevgili arkadaşım Özlem, bana maya verince ve de kolaylığını anlatınca ''bu sefer cesaret edicem'' dedim ve iyi de etmişim. Gerçekten çok basit. Instagramda anlatmaya başladım ama baktım konu uzuyor, buraya taşındım :) Öncelikle Kombu Çayı'ndan kaçmamın nedenlerinin başında, içinde şeker olması geliyordu. Şekeri hayatımdan öyle bir çıkartmışım ki, birşeyin içine nasıl alıp koyarım aklım almıyordu. Uzun araştırmalarım sonunda o şekerin yokolduğuna ikna oldum. Kombunun faydaları çok fazla. Google'dan okuyabilirsiniz. Ben burada yapımını anlatayım. Ilk mayamı Özlemcim verdi ve cok basitçe bana anlattı. Internette maya satan birçok yer var. Ayrıca Facebook'ta Kambucha Kardeşliği diye bir grup varmış. Ordan ücretsiz temin edilebilirmiş. Ben bakadım, siz bir bakın isterseniz. Ilk yapmaya başladığımda bozucam diye çok korktum. O kadar kolay oluyormuş ki, bugune kadar niye boyle korkmuşum anlamadım :) Sırası ile adımlar şöyle.. * 2.5 litrelik bir cam kavanozu kaynar içme suyu ile çalkalayıp dezenfekte ettim. Sonra 2 litre kaynar suyu içine koydum ve 5 tane siyah çay posetini kavanozun içine sallandırdım. Açık siyah çay da olur ama o zaman süzmemiz gerekiyor. En az 15 dk demlenmesi gerekiyor. Sonra poşetleri çıkarttım. Bu arada yeşil çayla da oluyormuş. Ben ilk denememde klasik tariften gittim. * Kombu mantarındaki bakteriler şekerle besleniyor ve fermantasyon süresi boyunca şekeri yiyorlar. Öncelikle bizim evde şeker yoktu. Şeker satın aldım ve bayağı elim titreye titreye, kendime telkinle şekeri ölçtüm. 2 litre çaya 150 gr şeker deniyor, ben onu 100 gr’a çektim. Demlenmiş çayımıza 100 gr şekeri ekledim ve ptahta bir kaşıkla karıştırdım, şekeri erittim. Kefirde de olduğu gibi, bunda da metal kaşık kullanmıyoruz. EDİT : Sonradan okuduğuma göre şekeri metal kaşıkla eritiyormuşuz. Sanırım tahta kaşıktaki bakteriler suya geçmesin diye böyle yapılıyor. Kafama yattı. Bir sonrakine böyle yapacağım. * Özlem’in bana verdiği mayayı ve mayanın içinde durduğu 250 gr eski kombu çayını kavanoza koydum. Bana eskiden zor gelen burası oluyordu. Maya kıvrılmayacak, kavanoz mayanın çapında olacak vs gibi şeyler okumuştum. Özlemcim ''takiıma bunlara'' dedi ve ben de takılmadım. Kavanozun çapı mayadan büyük mü küçük mü bilmiyorum valla. Maya kıvrıldı da ayrıca. Hiç takılmadım. Soğumuş ve oda sıcaklığına gelmiş şekerli çayıma mayayı ve bir önceki çaydan 250 ml ekledim. Ağzını bir tülbentle örttüm ve kapalı dolaba koydum. * Fermantasyon 5. günden 30. güne kadar gidiyor. Ilk günler çay hala şekerli oluyor. Ben 17. günde yani dün akşam fermantasyonu bitirdim. Bayağı Ice Tea tadında bir içecek bu. Çocuklara nolur o Ice Tealeri içirmeyin. Şunu verin, hayatta aramazlar başka birşey. Hem de bir sürü faydalı bakteri almış olurlar. Şayet fermantasyonu uzun tutarsanız çay artık sirkeleşmeye başlar. Ne kadar uzun fermantasyon, o kadar fayda demek değilmiş. En ideal fermantasyon süresi 15-20 gün arasıymış. Çayı meyveler ile tatlandırmak, mayanın tekrar çay yapılması ve saklanması * 2.5 litrelik kavanozdan 250 ml ayırdım ve bu çayı cam bir kasenin içine koydum. Bu çay benim bir sonraki mayalamamda lazım olacak. Ayrıca mayaları da bir tahta kaşık yardımı ile bu çayın içine koydum. Yarın tekrar mayalama başlayana kadar orada bekleyecekler. 2-3 hafta bu çayın içinde mayalar bekleyebiliyor ama kesinlikle buzdolabına konulmamalı. Oda sıcaklığında kalmalı. Eğer daha uzun duracaksa çaya haftada bir çay ve şeker ekleyerek mantarın beslenmesi sağlanıyormuş. Ben sanırım hiç durmadan yaparım :) * Normalde çayımız hazır. Bu hali ile de tadı çok güzel. Şişelere koyup tam buzdolabına aktarıyordum ki, yine Instagram'dan arkadaşım ananas ile fermanteye devam etmenin çok güzel olduğunu söyledi. Tam seyahatten gelmişiz, öyle yorgundum ki ama aklıma dolaptaki ananas geldi. Hadi Sema dedim, bundan da eksik kalma :) * Yarısını sade olarak şişelere doldurduğum çayın diğer yarısının içine ananasları kestim attım. Resimde arkadaki büyük şişede görebilirsiniz. Aslında sebze ile fermantasyona devam edilecek çaylar küçük şişelere konmuş ve meyveler içine atılmış. Internette hep böyle gördüm ama ianın benim onu bile yapmaya gücüm yoktu. Sade kombu çaylarını buzdolabına kaldırdım ve içine ananas koyduğum kavanozu yine karanlık dolabın içine koydum. * 2. fermantasyonda şişenin ağzı kapalı duruyor. Kapalı kalmasının nedeni gaz oluşturmak. Bu içeceğimiz gazlı olacak ümidindeyim. 2 gün de böyle duracak. Kombunun diğer kullanım alanları Kombu çayı içilmesinin haricinde şu şekillerde de kullanılıyormuş. Hepsini deneyip size de anlatacağım :) Suyla incelterek yüz toniği olarak, kırışık karşıtı etkisi varmış. Mantarın kendisi ile yüze maske yapılıyormuş. Mantarı yüzünüze yerleştirip, 15 dk yatak pozisyonda kalarak mayanın kaymasını engelliyormuşuz. Ciltteki hücreleri yeniliyormuş. Lavaboya karbonat döküp sonra üstüne kombu çayı dökerek lavabo aç olarak Mayalamayı 30 gün yapıp, çayı sirke haline getirip, saçın son durulamasında kullanılırsa saçlar çok parlak oluyormuş. Evde sirke kullanılan her yerde 30gün mayalama sonrası elde edilen Kombu sirkesi kullanılabilirmiş. Bu sirke ile yeşilliklerimizi yıkayabilirmişiz. Bundan sonra başlasın kombu macerası :) Yaşadıkça sizinle de paylaşacağım tabii ki :) #kombu #kombuçayı #probiyotikler Düzenleme 04/04/2020 : Kombuchayı 2-3 sefer yaptıktan sonra devam edemedim. İçine konan şekeri bir türlü bünyem kabul etmedi. Kendi ellerimle o kadar şeker kullanamadım :) Bir de midemi yaktı. Bu yüzden kullanmayı bıraktım.

  • Farkındalıkla Beslenme ve Stres Azaltımı Semineri

    Ne kadar uzun zamandır sizlerle buluştuğum etkinlik yapmıyordum. Cumartesi günü aklıma gelen bir fikirle kolları sıvadım çünkü bu konu size en çok anlatmak istediğim şeylerden biri :) Hurom Atölye'de gerçekleşecek olan Farkındalık Beslenme ve Stres Azaltımı Semineri'ni bugün hazırladım ve sizlere sunmaya hazırım :) Bu koşturmalı modern hayat içinde artık çoğumuzun yemekle ilişkisi bozulmuş durumda. Neden yiyoruz, nasıl yiyoruz, hiç düşünmeden ilerliyoruz. Halbuki beslenmemize farkındalık eklediğimizde yemeklerle ilişkimizde büyük değişiklikler oluyor. Bir zaman sonra aslında ne kadar da fazladan yediğimizi, bazı şeyleri neden istemsizce aşerdiğimizi anlıyoruz. Ve yine, stres en büyük istemsizce yeme nedenlerinden biri. Hayata ve strese bakış açınızı değiştirmek, bunu beslenmeye nasıl adapte edeceğinizi anlatacağım 2.5 saatlik bir seminer hazırladım. Hurom’un ev sahipliğinde sebze sularımızı içerken seminerimizin içeriği de aşağıdaki gibi olacaktır. Seminer içeriği : Stres nedir ve bize ne yapar? Stresle baş etme yöntemleri Farkındalıkla yeme deneyimi Farkındalıkla beslenmeyi hayata adapte etmek Nefes meditasyonu Soru-cevap 01.Şubat.2020 Cumartesi günü saat 12:00-14:30 arasında, Hurom Türkiye'de (Kadıköy, Fikirtepe Istanbul 216) yapacağım. Bilgi almak için sema@semaozpekmezci.com adresimden bana email yazabilirsiniz veya direkt olarak aşağıdaki linkten kaydınızı yaptırabilirsiniz. Ücret : 350 TL'dir ve kapasitemiz sınırlıdır. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/1166 Sevgilerimle Sema Özpekmezci

  • Eliminasyon Diyeti ve Tarifleri Uygulaması Semineri

    Veee şimdi de geldim 2. seminer ile. Bu da aklıma gelince çok heyecanlanmıştım ve yine programı hızla hazırladım. Eliminasyon Diyeti nedir, nasıl uygulanır, mutfakta neler lazım hepsini anlatacağım ve bu diyete uygun tariflerden bir tane hep beraber yapacağız. Eliminasyon diyeti Fonksiyonel Tıp’ta özellikle otoimmün ve kronik rahatsızlıkları olanlar için iyileşmenin en büyük ilk adımıdır. Hiç bir rahatsızlığınız olmasa da FT hekimleri, her sağlıklı bireyin 6 ayda bir eliminasyon diyeti yapmasını önerir. Ne kadar sağlıklı beslenirsek beslenirsek, modern hayatta yaşarken, bedenlerimize istemeden de olsa zarar verip, inflamasyonu yükseltebiliyoruz. 3 haftalık Eliminasyon Diyeti bir nevi vücudu fabrika ayarlarına geri döndürmektir. Şimdi size bu diyeti tamamen anlatabileceğim, uygulanmasının detaylarını verebileceğim, bir de üstüne 1 tane Eliminasyon Diyeti tarifi ve sebze suyu yapacağımız 2.5 saatlik bir seminer hazırladım. Seminer sonunda Eliminasyon Diyeti yapmak için tüm bilgilerin ve tariflerin de bulunduğu, benim hazırladığım kitapçık verilecektir. Seminerden çıktıktan sonra ertesi gün kendi başınıza diyeti uygulayabilecek durumda olursunuz. Eliminasyon Diyetini herkes uygulayabilir. Bir kez öğrendikten sonra ilerleyen zamanlarda, ihtiyaç duydukça, dilediğiniz kadar uygulayabilirsiniz. Bu diyet ile - Gaz ve şişkinlik sorunlarından kurtulursunuz Cildiniz parlar Yemekle ilişkiniz şekillenir Açlık ve tokluk sinyallerini daha kolay takip edebilirsiniz Enerjiniz yükselir Kilo vermek isteyen kilo verebilir Vücudu temizleyip, kendi bedeninize uygun bir beslenme inşa edilir Kronik ağrılarda ciddi azalmalar olur Baş ağrısı, migren, mide yanmaları azalır hatta yok olur. Mod değişiklileri düzene girer İnflamasyon azalır Bu etkinlik 22.Şubat.2020'de 12:00-14:30 arası Hurom Atölye'de (Kadıköy, Fikirtepe Istanbul 216) gerçekleşecektir. Sorularınız için sema@semaozpekmezci.com adresime yazabilirsiniz ya da aşağıdaki linkten kaydınızı yaptırabilirsiniz. Ücret : 350 TL'dir. Kapasitemiz sınırlıdır. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/1167

  • Eliminasyondayım, Farkındayım

    Herkese Merhaba :) Artık altıncısına geldiğimiz, by kışın programı Eliminasyondayım, Farkındayım'ın Nisan grubunu açtığımı duyurmak isterim :) Daha Ocak ayındayız ama yoğun talep getirdi :) Çok heyecanlıyım. O kadar çok kişi bu program ile sağlık buldu ve yemek ile ilişkisi şekillendi ki. Bu programı özgün olarak hazırladım. sadece Türkiye'de değil dünyada bile bir ilk bu. Farkındalıkla beslenme de, sağlıkta ve yemekle ilişki kurmamızda uygulanabilecek en iyi yollardan biridir. Yapılan araştırmalara göre* farkındalıkla beslenen ve bilinçli farkındalığı hayatına adapte eden Tip2 diyabet hastalarında iyi gelişmeler sağlanmıştır. Kan şekeri ve glukoz düzeyleri daha kolay kontrol edilebilir olmuştur. Araştırma linkleri ilgilenenler için aşağıda mevcuttur. Sadece diyabet için, her türlü hastalıkta veya sağlığını korumak isteyen bireylerde MBSR tekniklerinin uygulanması sonrası büyük değişimler gözlenmiştir. Şimdi bu iki önemli sağlık yolunu tek bir programda birleştirdim. Programımız Eliminasyondayım, Farkındayım. MBSR (Mindfulness Based Stress Reduction) tekniklerini eliminasyon ile birleştirerek hem bedensel hem de zihinsel sağlığın kapılarını açacağız. Diyeti yapıp bedeninizi temizlerken aynı anda da farkındalıkla yemeye ve yaşamaya adım atmış olacaksınız. Kimler katılabilir? Eliminasyon diyeti herkese uygundur. Hamile ve emzirenler doktoruna danışarak katılabilir. Özellikle otoimmün ve kronik rahatsızlıkları olanlar için iyileşmenin en büyük ilk adımıdır. Bir kez öğrendikten sonra ilerleyen zamanlarda, ihtiyaç duydukça kendiniz uygulayabilirsiniz. Bunun için tüm bilgiler size verilecektir. Bu program sonrası neler olur? Gaz ve şişkinlik sorunlarından kurtulursunuz Cildiniz parlar Yemekle ilişkiniz şekillenir Açlık ve tokluk sinyallerini daha kolay takip edebilirsiniz Enerjiniz yükselir Kilo vermek isteyen kilo verebilir Vücudu temizleyip, kendi bedeninize uygun bir beslenme inşa edilir Kronik ağrılarda ciddi azalmalar olur Baş ağrısı, migren, mide yanmaları azalır hatta yok olur. Mod değişiklileri düzene girer İnflamasyon azalır Daha farkında bir yaşama adım atmış olursunuz Stresinizi daha rahat kontrol edebilirsiniz Duygusal yeme sorunlarına çok daha farklı bir açıdan bakmaya başlarsınız. Yeme bağımlılığınız kontrol eder, daha özgür bir hayata koşmaya başlarsınız. Programın içeriği ve ücreti Program 1 hafta hazırlık, 3 hafta diyet ve 1 hafta geri tanıtım süreci olarak toplamda 5 haftadan oluşmaktadır. Ücret : 5 haftalık program, tüm dökümanlar, ses kayıtları, günlük iletişim KDV dahil 800 TL’dir. Yeni grup başlangıç tarihi 06.Nisan.2020'dir. Program boyunca her gün Whatsapp’tan iletişim olacaktır. Grup üzerinden programı ben yöneteceğim. Eliminasyon diyeti ve Farkındalık hakkında hazırlanan dökümanlar, ses kayıtları, tarif ve mutfak bilgileri program dahilinde paylaşılacaktır. Farkındalık ve meditasyon ses kayıtları gönderilecektir. Zoom Meeting (cep telefonunuza indirebileceğiniz, birbirimizi görebileceğimiz, ücretsiz bir program, detayları ayrı mail olarak gönderilecek) üstünden her Pazartesi saat 20:00’de 4 canlı yayın yapılacaktır. Yayınlar 24 saat izlenebilir olacak. Programım online olduğu için dünyanın her yerinden katılabilirsiniz. ** Katılımcılar ön görüşme ile alınacaktır. Başvuru için sema@semaozpekmezci.com adresine kendinizi kısaca anlatan bir yazı, kimliğinizi ispatlayabilecek bir belgenin fotoğrafı (ehliyet, adınıza bir fatura, Istanbul kart, okul kartı, işyeri kartı gibi) ve kullandığınız sosyal medya hesabının ekran görüntüsünü atmanızı rica edeceğim. Ödemelerinizi benim onayımdan sonra aşağıdaki linkten yapabilirsiniz. EFT yolu ile yapmak isterseniz yine mailde bunu belirtebilirsiniz. 01.Nisan.20'dan sonra iptal veya iade kabul edilmeyecektir. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/1062 * ​https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27280721 *https://www.ingentaconnect.com/contentone/png/ajhb/2016/00000040/00000002/art00011;jsessionid=2cgawapidi3dv.x-ic-live-03 #EliminasyondayımFarkındayım

  • Şekeri Bırakıyorum, Sağlıklı Besleniyorum 9

    Veeee geçtiğimiz iki senenin efsane programı geri döndü :) 8 grup yapmıştım ve yüzlerce kişi bu grupla şekeri bırakıp, sağlıklı beslenmeye adım atmıştı. Bu sene sadece Eliminasyondayım, Farkındayım grubu yapıyordum ama arada bunu isteyen de oluyordu. Dün de lise ve üniversite öğrencilerine burs verip, gruplarıma almak istiyorum diye yazdım. Hastalıkla uğraşan o kadar çok gencecik insandan mail geldi ki, içim dağlandı resmen. Bu sabah da hadi bir grup daha açayım, bari 5 öğrenci daha alayım dedim ve aniden Şekeri Bırakıyorum grubu tekrar gündeme geldi :) Bu gruba katılarak hem kendinizi için sağlıklı bir adım atmış olacaksınız hem de bu gençlerin sağlığına siz de katkıda bulunmuş olacaksınız. Bu bir detoks programı gibi olmadığı için hem de sürdürülebilir bir sağlıklı beslenme hayata adapte ediliyor. O halde 9. grup da başlasın :) 02.Aralık.2019 bu grubun ilk günü olacak. Şimdiye kadar yaptığımız her 8 grupta da çok güzel sonuçlar aldık. Bir sürü kişi şekeri bıraktı ve sağlıklı beslenme ile mutluluğu buldu. Bu grup kimler için? Bugüne kadar defalarca şekeri bırakmaya çalışmış ama devam ettirememiş kişiler Hep şekeri bırakmayı düşünüp, denemeye teşebbüs edememiş kişiler Sağlıklı beslenmeye bir yerden başlamak isteyenler Fazlalıklarından kurtulmak isteyenler Ruhen ve bedenen daha aktif, daha enerjik yaşamak isteyenler için Neden ''Şekeri Bırakıyorum'' Programı? Şeker bağımlılığınızdan kurtulmak Enerjinizi yükseltmek Yemek ile ilişkinizi şekillendirmek Konsantrasyonunuzu yükseltmek Hormonlarınızı dengelemek Kilo vermek Kolay tarifler öğrenmek Cildinizi ışıldatmak Daha güzel uyku uyumak Sağlıklı beslenmenin getireceği pozitif etkileri yaşamak için Programda sizi neler bekliyor? 1 haftalık mutfak ve beden hazırlığı süreci 4 haftalık doğal ve sağlıklı beslenme programı Alışveriş listesi Mutfak tüyoları, şekersiz yaşam ipuçları Şeker ve alternatifleri dökümanları Bonus tarifler, atıştırmalık fikirleri Egzersize başlayabilme ve devam ettirebilme yolları Şekersiz hayatı devam ettirebilmek için mezuniyet e-kitapçığı Grup programı nasıl işleyecek? Kullanacağınız tüm dökümanlar, e-kitaplar email üzerinden paylaşılacaktır. Program boyunca her gün Whatsapp’tan iletişim olacaktır. Grup üzerinden programı ben yöneteceğim. Zoom Meeting (cep telefonunuza indirebileceğiniz, birbirimizi görebileceğimiz, ücretsiz bir program, detayları ayrı mail olarak gönderielecek) üstünden her Çarşamba saat 20:00’de 4 canlı yayın yapılacaktır. Yayınlar kaydedilecek ve 24 saat boyunca izlenebilir olacak. Programım online olduğu için dünyanın her yerinden katılabilirsiniz. Her gün belirlenen saatlerde grup üstünden öğün planlaması ve soru-cevap Şekere yenilmeme ipuçlarını tartışmak, konuşmak Aynı anda, aynı amaç için toplanmış katılımcıların etkileşim sağlaması Her hafta belirlenen bir konu üstünden bilgi aktarımı Grup motivasyonu ile hedeflerimize yakınlaşmak Hep birlikte, vücudunuzun ve ruhunuzun ihtiyaçlarını karşılayarak bunu gerçekleştireceğiz :) Çalışmamız 02.Aralık.2019 Pazartesi günü başlayacaktır. Son kaydı 01.Aralık.2019'a kadar yaptırabilirsiniz. Süre 1 hafta hazırlık + 4 hafta = 5 haftadır. Ücret : 800 TL ** Katılımcılar ön görüşme ile alınacaktır. Başvuru için sema@semaozpekmezci.com adresine kendinizi kısaca anlatan bir yazı, kimliğinizi ispatlayabilecek bir belgenin fotoğrafı (ehliyet, adınıza bir fatura, Istanbul kart, okul kartı, işyeri kartı gibi) ve kullandığınız sosyal medya hesabının ekran görüntüsünü atmanızı rica edeceğim. Ödemelerinizi benim onayımdan sonra aşağıdaki linkten yapabilirsiniz. EFT yolu ile yapmak isterseniz yine mailde bunu belirtebilirsiniz. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/755 Not : 2.Aralık.2019'da grup çalışması başladıktan sonra iade yapılamayacaktır. Herkese çok sevgiler Sema Özpekmezci

  • Ilk MBSR grubumu açıyorum!

    Çok, çok, çok ama çok heyecanlıyım. Gönlümü verdiğim, kendimi bulduğum MBSR programında, eğitmenlik sürecimin yarısından çoğunu geçtim ve ilk stajyer eğitmenlik yapabileceğim grubumu açıyorum. Bu grup benim için ilk olmanın yanında başka bir açıdan da çok özel olacak çünkü bu grupta çok değerli hocalarımın süper vizörlüğünde eğitmen eğitimimi tamamlamış olacağım. Bu gruba katılan herkesin bana ömürlük bir katkısı olacak. Umarım ben de sizlere bir katkıda bulunabilirim. Şu an o kadar bu dünyanın içindeyim ki, herkese bunu anlatmak ve hayatına adapte etmek istiyorum :) MBSR nedir ve programda neler vardır, kimler katılabilir gibi bilgi almak isterseniz MBSR bölümünden detayları alabilirsiniz. Ön görüşme talebi için bana sema@semaozpekmezci.com adresime email yazabilirsiniz. MBSR kimler için uygundur? Gündelik hayatla başa çıkmakta zorlanan, hayata daha sakin bakmak isteyen, yaşananlara daha az tepkisel durmak isteyen, duygularını ve duyumlarını görmek isteyen, aslında kendini tanıyıp, kendini keşfetmek isteyen herkese uygundur. Katılım için herhangi bir ön koşul yoktur, istekli olmak dışında :) ​ Ilk programım 12.Kasım.2019'da başlıyor. Yer : Ebe Arzu Çulha Danışmanlık Merkezi - Feneryolu Program takvimi : 1. oturum - 12.Kasım.2019 - Bilinçli farkındalığı keşfedin. Otomatik pilottan uyanmak 2. oturum - 19.Kasım.2019 - Dünyayı nasıl algılıyoruz? 3. oturum - 26.Kasım.2019 - Bedende olmak 4. oturum - 03.Aralık.2019 - Stresi bilinçli farkındalık ile karşılamak 5. oturum - 10.Aralık.2019 - Stres tepkisi ve stres arttırıcı düşüncelerle uğraşmak 6. oturum - 17.Aralık.2019 - Farkında iletişim İnziva günü - 20.Aralık.2019 - Sessizlik günü 10:00-16:00 arası 7. oturum - 24.Aralık.2019 - Kendine özen göstermek 8. oturum - 7.Ocak.2019 - Veda ve yeni bir başlangıç Tüm oturumlar saat 13:00 ile 15:30 arasında olacaktır. Bu ilk grubu programıma böyle uyduğu için hafta içi açmak zorunda kaldım ama Ocak ayından sonra çalışanlar için hafta içi akşam ve hafta sonu grupları da açacağım.. Ücretlendirme : Bu ilk grup benim de stajyer eğitmen olmamdan dolayı, normal ücretin yarısı olacaktır. Toplamda 1750 TL'dir. Ön görüşme sonrası aşağıdaki linkten ödemenizi yapabilirsiniz. https://front.sanalposentegrasyonu.com/#/product/100236/1102 İlerleyen gruplar 3000 TL olacaktır. Katılan herkesin hayatında en az benim hayatımda olduğu kadar bir değişim yapmasını istediğim programım umarım bütünün hayrına olur. En içten sevgilerimle kucaklıyorum. Sema Özpekmezci.

  • İnzivadan Kalanlar

    Bir önceki yazımda anlatmak istediklerim bitmeyince yarıda kesmiştim. Şimdi biraz da inzivanın daha farklı yerlerinden devam edeyim. İnzivada yaşadığım duygu iniş çıkışlarını anlatmıştım. Ben inzivayı sörf yapmaya benzettim. Hiç sörf yapmadım ama yapanları çok izledim.. Sörf tahtasının üstünde yatıyorsunuz ve gelecek dalgaları bekliyorsunuz. Bir dalga gelmeye başlıyor, ben bunun üstüne çıkarım, içine girerim diyorsunuz ama dalga sizi bir anda al aşağı ediyor. Öyle bir çarpıyor ki, kendinize zor geliyorsunuz ama sonra yine yatıp yine beklemeye başlıyorsunuz. Sonra bir dalga daha geliyor ve bu sefer onun üstüne çıkıp keyfini yaşıyorsunuz. ''Ohhh be kendime geldim, bundan sonrası hep böyle'' deyip tekrar beklemeye başlıyorsunuz. Durgun suda uzunca bir süre yatıp yeni dalgayı bekliyorsunuz. Hooop kocaman bir tane daha geliyor ve sizi yine darmadağın yapıyor. Fakat eninde sonunda kıyıya çıkıyorsunuz. Ne yaşarsak yaşayalım, ne gelirse gelsin, kıyı her zaman orada duruyor. Benim için 5 günlük inzivanın özeti budur. 3. günün akşamında kaçmak istediğimi de yazmıştım. O gece beni kendime getiren işte şu olay ve paragraftır. ''Zen öğretisinde bir adamla atı hakkında bir hikaye vardır. At dört nala koşmaktadır ve ata binen adam önemli bir yere gidiyormuş gibi görünür. Yolun kenarında duran bir başka adam bağırır. ''Nereye gidiyorsun'' ve at üstündeki adam yanıtlar. ''Bilmiyorum, ata sor'' Bu aynı zamanda bizim hikayemizdir. Biz ata biniyoruz, nereye gittiğimizi bilmiyoruz ve duramıyoruz. At bizi çeken alışkanlık enerjisidir ve biz güçsüzüzdür. Her zaman koşarız ve bu bir alışkanlık haline gelmiştir. Sürekli mücadele ederiz, uykumuzda bile. Kendi içimizde savaştayızdır ve başkalarıyla da kolayca savaşta girebiliriz.'' Thich Nhat Hanh, Buda'nın Öğretisi kitabından alınmıştır. O gece kaçmak istememin tek bir nedeni vardı. Bir gece daha o odada, en büyük korkum olan yalnızlıkla başa çıkmamak.. ama ben alışkanlıklarım yönüne gitmeyip, atı durdurdum. ''Senin sırtından inmek istiyorum ve kendi yolumu yürümek istiyorum'' dedim..O gecenin sabahında en kötü halime uyanmıştım ama kaçmadığım ve üstesinden geldiğim için mutluydum. Artık korkum beni korkutmuyor, sadece yanımda oturup bana eşlik ediyordu. Sinirlenmiş bir köpek gibi tüylerini dikip kabardığında, okşayıp onu sakinleştirmeyi öğrendim ve yanımda eve getirdim. Sessizlikte tüm duygular açıkta, avucumuzda. Rutin hayatımızda bir şeye üzüldüğümüzde, sinirlendiğimizde ''biraz yürüyüp geleyim, 2 çikolata yiyeyim, bir arkadaşımı arayayım'' diyoruz ve bunları yaparak o an içinde olduğumuz durumu kapadığımızı sanıyoruz. Fakat sessizlikte, hiçlikte kendinle kalarak tüm duygularını kendine yoldaş ediyorsun. Hepsini tek başına görmek zorunda kalıp kucaklıyorsun. İşte o zaman kin de, nefret de, kızgınlık da içinden çıkıp, yanına geçiyor. Biraz da inzivada yaşadığım beslenme deneyiminden bahsetmek istiyorum. Otelde muhteşem bir yemek servisi vardı. Her arada odaya sıcacık kekler, kurabiyeler geliyordu. Ilk gün ne kadar diplerde olduğumu yazmıştım. Devamlı uyumak istiyordum. Bir de tesadüfen bu yiyeceklerin konduğu masanın yanında ben oturuyordum. Bu kadar iradeli insanımdır ama yine de karnım tok olduğu halde kendimi durduramadan meyve yiyordum. En sonda da dayanamayıp 2 tane tuzlu kurabiye yedim. Fakat sonrasında patlamak üzereydim. Patlaya patlaya ben neden bunları yiyordum? Bir de üstüne üstlük yediğim şey glutenli. Davul gibi şişmeye başladım, oturamıyordum bile. Bunun duygusal açlık olduğuna emin olduğum için o an yemeyi bıraktım. Asıl ihtiyacım olan şey o yemekler değil, kendimi yaşama bağlı ve iletişimde hissetmekti. O patlama hissi ile devam edemezdim ve hemen durdum. Diğer tüm arkadaşlarım gel-git kek yiyorlar, sandviç yiyorlar. Halbuki daha yarım saat önce yemekten gelmişiz. Aç olmadıklarına eminim. Ben de zebella gibi masanın başında duruyorum :) herkes ne yiyor, tek tek gözlem :)) İlerleyen günlerde de çoğunda aynı yeme hareketlerini gözlemledim ve bu kadar bilinçli kişiler bile aynı tepkisel eylemleri yapıyorsa benim bu konu üstünde daha çooook anlatmam lazım dedim. Farkındalıkla ve sezgisel beslenme konusunda sizlere daha çok şey anlatıp, çözüm önermeye çalışacağım. Bir de inziva modundayken vücudun yeme ihtiyacı çok azalıyor. Hareketler çok azaldığı için enerji ihtiyacı da az..Dolayısı ile beden zaten fazla yemek istemiyor ama biz otomatik pilotta olduğumuz için, bedenle irtibatı genellikle kestiğimiz için, aç mıyız yok muyuz bir kez bile bakmadan, kurulmuş oyuncak gibi yemek saati geldi diye yemeğe doğru gidiyoruz. Hepsini ama hepsini daha çok anlatacağım... Ve kendimde yine yine yine, bir kez daha emin olduğum şey.. ben 2 öğün beslenme insanıyım. 3 öğün bana iyi gelmiyor. Ikinci günden sonra akşam yemeklerini sadece çorba-salata aldığım halde bile kahvaltı, öğlen ve akşam benim metabolizmama hiç uymuyor. Sabah uyanınca kahvaltı etmek istemesem de, artık bir sonraki yemek 12:30'da olduğundan dayanamam diye korktum ve kahvaltıları hep yemek zorunda kaldım. Bir sonraki inziva deneyimimde direkt öğlene kadar açlık deneyimlemeyi niyetledim :) Bir inziva deneyimi de böyle sonuçlandı ve bunu yaptığım için çok çok çok mutluyum. Yapmasaymışım eksik kalırmışım. Bundan sonraki hayatıma büyük bir yön değişikliği yapacağına eminim. Darısı bir sonraki inzivaların başına :) Herkesi sevgiyle kucaklıyorum.. #inziva #MBSR #vipassana

  • Sessizlik İnzivası Tokadı

    5 günlük sessizlik inzivasından döndüm. Giderken Instagram'da yaptığım şu son paylaşımda ne kadar da safmışım. Kendimi zaten bir sürü şeyi çözmüş görüyormuşum. Canım Sema, başına geleceklerden bihaber, ''tüm duygularımı gördüm, elime aldım'' gibi beylik laflarla inzivaya giriş...Hazırsak geliyor Osmanlı tokadı.. 1. gün - akşam yemeği itibari ile sessizlik başladı. Bu sadece konuşmamak değil. Konuşmamak, iletişim kurmamak, göz göze gelmemek, kitap okumamak, yazı yazmamak, müzik dinlememek...Sadece konuşmamak çok kolaymış ama kahramanımız bunu biraz geç idrak edecekti.. Eğitmenlerimiz Günter Hudasch ve Lot Heijke cep telefonlarını kapalı tutmamızı ve sadece sabah uyanma alarmı için kullanmamızı istedi. Telefonumu uçak moduna alıp akşam yemeği esnasında odama bıraktım. O 2 saat içinde 2 kez gidip, uçak modundan çıkartıp telefonumu kontrol ettiğimi farkettiğim an, bu 5 günün bu şekilde geçemeyeceğini anladım. Bu, içkiyi bırakmaya çalışan bir alkoliğin önüne bir şişe rakıyı koymak gibi..Telefonu kapadım ve ellerim titreyerek Günter'e teslim ettim. ''Ne dersem diyeyim bu telefonu bana Çarşamba günü öğlene kadar verme'' dedim ve işte o anda beni bir titreme, anksiyete aldı ama çok da dertlenmedim. Hala konuşuyorduk, sevdiğim arkadaşlarım yanımdaydı ama artık o son konuşmalarımız oluyordu. Sessizlik öncesi yapabileceğimiz tüm dedikoduları yapıp, dilimiz şişene kadar konuşma çabası içindeydik ve zilin çalması ile sessizlik başladı. Ilk günün akşam meditasyonundan sonra odalarımıza çekildik. İşte o an olanlar olmaya başladı. ''Çok yorgunum ve zaten uyurum'' diyordum. Biraz balkona çıktım, oturdum falan ama bana bir şeyler olmaya başladı. Yalnızlık sağdan soldan bir yerlerden ufak ufak yanağımı okşuyordu. Yıldızlara bakıyorum, etrafı dinliyorum ama ı ıh, yok olmayacak. ''Bu gece böyle geçmez'' deyip yatağa gömüldüm. Gözümü kapıyorum, gördüğüm tek şey simsiyah bir yuvarlak, gökyüzü gibi. Orada bir yıldız mıyım diye görmeye çalışıyorum. Hayır o bile değilim, gözükmüyorum. Annesi tarafından terkedilmiş küçücük bir çocuğun ilk gecesi gibi. Korkmuyorum ama yapayalnızım. Hayatla ve yaşamla hiçbir bağlantım yok. Sağdan soldan yumruklar gelmeye devam başladı. Hiç uyuyamadığım, devamlı döndüğüm bir gece. Telefonum olmadığı için arkadaşım İpek sabah 6'da kapımı çalacak. Öyle anlaştık ve kolumda yine bir başka arkadaşımın yanında fazladan getirdiği manuel, klasik bir saat var. Zamanı anlayabilmem için bana o saati verdiler. Elimdeki tek teknoloji. Ipek kapıyı çalmadan ben uyanıktım zaten ve o sabah yataktan ağlayarak uyandım. Ilk 24 saatin sonunda hissim şuydu. Diplerin en dibindeyim. Eğer burada delirirsem, kriz geçirirsem grupta 5 tane psikiyatrist ve 20 tane kadar psikolog var, bir de nörolog var. Onlar bana yardım eder dedim ve bu his ile biraz rahatladım. Ilk günün geleni...Bu dünyada ben bir hiç'im..Bağlantım, iletişimim olmadığı sürece bir yapraktan farkım yok. En güçlü ülkenin başkanı da olsam, Apple'ın CEO'su da olsam, evrende bağlarımız yoksa koca bir hiçiz...Okyanusta bir damla gibi hissettim kendimi ve o günden sonra hayat benim için değişti. Artık orada egolar yok. Yaptıklarımız, başarılarımız, başarısızlıklarımız, var oluş amaçlarımız, hiçbiri ama hiçbiri yok. Yalnızlığı çok sevdiğimi düşünürdüm ama ben hiçbir zaman gerçekten yalnız kalmamışım ki. O telefonlar elimizdeyken, kitaplar varken, yazabilme lüksü bile varken yalnız değiliz. Karşı balkondaki yaşlı teyzem var. Sokaktan geçen amca var. Yan şezlongta yatan biri var. Bunlar yalnızlık değilmiş ki. İşte şimdi yalnızdım ve bu hayattaki en büyük korkumla başbaşa kalmıştım. İnzivaya geleceğim sabah da çok hüzünlü uyanmıştım. Kendimi yalnız hissediyordum. Ooohhoo o yalnızlık neymiş ki.. Şu anda ağa babası tam önümde oturuyordu. Hayatta yaptığım veya yapamadığım çoğu şeyin yalnızlık korkumdan kaynaklandığı bir tokat gibi yüzüme çarptı. Bu hayattaki en büyük korkum ve ben, bir odada sessizce beraber oturuyorduk ve ben onunla nasıl başa çıkabileceğimi hiç bilmiyordum. 1. günün sonu...Aslında bağların olmadan bir hiçsin. Okyanusta bir damla bile olmayabilirsin, çok da şeyetme yani.. 2. gün - Bütün gün, hiç durmadan ağladım. Tüm meditasyonlarda, egzersizlerde ve inanılmaz bir uyku hali var. Bulduğum her 5 dk boşlukta bile uyuyorum. Belki de anı geçirebilmek için tepkisel bir durum da olabilir. Buna tam emin değilim ama uyumak iyi geliyor. Güneşi sırtımda hissetmek, ağaçların içinde vakit geçirmek iyi ama aşırı yorgunluk, uyku ve saçma sapan yeme isteği beni öldürüyor. Zihnimin bana oyunları...ve o akşam Lot'un yaptığı bir konuşma ile rahatlıyorum. Gece meditasyonu öncesi aslında tüm arkadaşlarımın da benimle aynı hissettiğini, yalnızlık, uyku ve yemek durumlarının birebir aynı olduğunu eğitmenimiz tarafından duymak beni o kadar rahatlatıyor ki. Ohh bunu yaşayan tek ben değilim ve endişeye gerek yok. Hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz. Üstüne bir de şefkat meditasyonu yapıyoruz ve orası bittiğim an oluyor. Gözyaşlarımı tutabilmek imkansız. Sevdiğimiz birine bazı dilekler gönderiyoruz. Ben seçtiğim o çok özel kişinin hep çok mutlu olmasını ve hep güvende olmasını diliyorum. Şimdi ikinci tokat geliyor...Bu dileklerin aynısını kendimize göndermemiz isteniyor ve yine booooommmm..Bir farkediyorum ki ben o güne kadar hiç kendim için dileklerde bulunmamışım. Hep sevdiklerimi düşünmüşüm ve kendimi onun yarısı kadar bile düşünmemişim. Güvende olma isteğimi kendime gönderdiğim an durmayan yaşlar katlanıyor da katlanıyor ama işte o gece bebekler gibi uyuyorum. Bugünün alınan dersi.. İnsan kısmı bir misafirhane, Her sabah yeni birisi gelir. Bir sevinc, bir bunalım, bir zalimlik, Aniden farkına varmak birşeyin, Hepsi beklenmedik misafir. Hepsini karşılayıp eyle! Evini vahşetle süpürüp, Bütün mobilyalarını boşaltan Bir kederler kalabalığı bile gelse. Her geleni alnının akıyla misafir et. Olur ki yeni bir zevk getirmek için Boşalttılar evini. Karanlık düşünce, utanç ve garez, Hepsini gülerek karşıla kapıda Ve buyur et içeri. Minnettar ol her gelene Kim gelirse gelsin. Çünkü bunların her birisi Öte taraftan bir kılavuz Olarak gönderildi. Mevlana Sahilde yaptığımız yürüyüş meditasyonları esnasında topladıklarım..Dünyayla kurabildiğim tek bağ..Şimdi evde benimleler..Biri ben, biri sevdiğim başka biri için... 3. gün - Kahvaltıdan sonra nehrin kenarına doğru indim ve aman Allahım, ne göreyim? Siyah bir köpek..Sevinçten delirecektim. Beni, hislerimi anlayacak bir canlı. Dokunabileceğim, bağ kurabileceğim, bu hayatta en sevdiğim canlı türünün aşırı şapşik bir üyesi bana kuyruk sallıyor. O sabah çok mutluydum. Dünkü hüzün gitmiş ve o gün çok iyi hissettiğim bir sabah olmuştu. Bir de o gün Günter'le görüşmem vardı. İnzivanın nasıl gittiğine dair bir konuşma yapacaktık ve onun o baba sıcaklığını hissetmek bana çok iyi gelmişti. Konuştum, ses tonum hala değişmemiş ve yerindeydi :))) 3. günün gecesi, akşam yemeğinden sonra, o odada vakit nasıl geçecek diye düşündüm ve kaçmayı planladım. Evet, telefonum yoktu ama arabam kapıdaydı. Anahtarı bendeydi, yakında market vardı. Arabaya atlayıp marketten bir şişe şarap alabilirdim. Onu içer, bayılırdım ve o gece geçerdi. Planımda çok ciddiydim ve akşam meditasyonundan sonra bunu yapacaktım. Hocalarımız hep doğru zamanda ihtiyacımız olan konuşmaları yaptılar. O akşam, yemekten sonraki konuşmada, Günter şu anda içimizde koşma veya kaçma isteği olabileceğini ve bununla nasıl baş edebileceğimizi söyledi. Baaam, yine tam vaktinde gelmişti ve üstüne yine aynı şefkat meditasyonundan sonra, ben artık beynim neredeyse sisli ve hayal gibi kafa hissi ile odama gidip, bir süre daha meditasyona devam edip, özlediklerime gökyüzündeki yıldızlar aracılığı ile hislerimi gönderip, uyudum. Beni hissettiklerini biliyordum ve sonra da anladım ki, evet hissedilmişim.. 4. gün - Insanların neden bir ibadethaneye gitme ihtiyacı duyduğunu o sabah anladım. 6:05'te uyandım ve yapmak istediğim tek şey, pratik yaptığımız salona gidip (bu arada orası 24 saat açıktı ve şimdi onun da nedenini çok iyi anladım) oturmaktı. Yine çok diplerde, yine çok ağlayarak uyandığım bir sabah. Bu seferki ağlama nedenim de şuydu. En büyük korkumu artık kucağıma almıştım ve her yerde benimle geziyordu. Yarın artık son gündü ve ben eve gittiğimde bu korku ile nasıl başa çıkacaktım? 6:20'de kapşonumu kafama takmış, üstüme battaniyeler atmış bir şekilde, hem hüngür hüngür ağlayarak, hem de meditasyon yaparak o sabahı geçirdim. 7'de diğer arkadaşlarım da geldiğinde biraz daha rahatlamıştım. Artık sondan bir önceki güne gelmiş olmanın rahatlığı ile de gün içinde daha kolay vakit geçirdim. Zihin artık devamlı ''eve'' gidiyordu. ''Yarın şunu yaparım, şu maili yazarım, sevdiklerime şunu anlatırım'' gibi ama devamlı ana ve olduğum yere dönmeye çalışıyordum. Artık iletişim kurma isteği had safhaya ulaşmıştı. Oradaki tüm arkadaşlarım ile konuşmak istiyordum ve yine durmadan ağlıyordum. Tüm arkadaşlarım ile sessiz ama çok güçlü bir bağ kurduk. Dışarda yürüdüğüm esnada bir arkadaşım bana bunları verdi, senin için topladım dedi...kekik ve lavanta. evet konuşamıyorduk ama artık minik minik vızıldanmalar başlamıştı :)) Zor, çok zor hiç konuşmamak... veee 5. gün - Artık hepimizde bir heyecan..Eve dönme heyecanı var ama bir de paylaştığımız inanılmaz duygular, anlar. Bu grubun hepsi artık benim bir parçam.. Ama İpek..o apayrı. Hep yan yana oturduk. O ağlarken ona o kadar çok sarılmak istedim ki ama yapamıyordum. Ona içimden sevgilerimi ve kucaklama hissimi gönderiyordum. Ben de onun yanında, için için ağladıkça da, onun bana aynı şeyleri gönderdiğini hissediyordum ve inzivanın sonunda konuştuğumuzda, evet hep aynı şeyleri birbirimize göndermişiz, buna emin olduk. Sessizce dertleşmek, yüzüne bile bakmadan, dokunmadan birini hissetmek...Bu bağın karşılığı, açıklaması yok.. Mindfulness İnstitute hayatımı değiştirdin..MBSR eğitmeni olabilmek için bu inzivanın neden tamamlanması gerektiğini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Ben şekersiz yaşamasam, sağlıklı beslenmeyi hayatıma adapte etmesem, danışanlarımın başarıya gitmesinde doğru yardımda bulunabilir miydim? Hayır.. Eğer ben bu inzivayı yapmasam ve bu kadar içselleştirmesem iyi bir MBSR eğitmeni olamazmışım..Bunu da bugün çok iyi anlamış bulunuyorum. Ilk inzivamdı ama son olmayacak... Ben henüz söylemediğim daha güzel sözleri aramaya devam etmek üzere yola koyuldum. Evrendeki yerimi unutmadan, egolarımı yanıma oturtarak (çünkü aslında hepimiz hiçliğin bir kısmıyız), ufacık, mini minnacık bir parçası olduğum dünyaya daha faydalı olabilmek için buradaki yerimi doldurmaya devam edeceğim, son nefesime kadar... Bu konuda yazacaklarım bitmedi ama yazı çok uzadı. İkiye bölerek, ikinci kısma biraz da inzivada tecrübe ettiğim beslenme kısmını da katarak devam edeceğim. Sanırım onu da akşama kadar yazmış olurum :) Herkese sevgiler... #inziva #vipassana

Arama Sonuçları

bottom of page